İncelemeler

Renkler ve Duyguların Buluştuğu Oyun – Life Is Strange True Colors İncelemesi

Seçimler, seçimler, seçimler...

Hayatımızın çeşitli zamanlarında karşıdaki insanın duygularını o bize söylemese de bilmek, duymak ve hissetmek isteriz. O an ne düşündüğünü, ne hissettiğini bilsek, karşımızdaki insanı anlamanın kolay olduğunu zannederiz. Life is Strange True Colors bize bunun doğru olup olmadığı bize çok güzel dil ile anlatıyor.

Life is Strange True Colors, Deck Nine tarafından geliştirilen ve Square Enix tarafından yayınlanan bir macera oyunudur. Ve bana sorarsanız, işin grafik kısmını biraz abartmışlar. Bunlara oynanış ve grafik kısımlarında değineceğiz. Fakat şimdilik size genel olarak olumlu bir inceleme göreceğinizi söyleyebilirim.

Life Is Strange True Colors İncelemesi

Hikaye

Olayın baş kahramanı Alex Chen, çevresindeki insanların duygularını hissedebilen hatta onlara çok yaklaştığında ne düşündüğünü bilen ve son olarak da isterse insanları bu duygulardan arındırabilen bir hanımefendi olması ile öne çıkıyor. Alex kötü bir çocukluk geçirmiş ailesinde problemler olmuş ardından yetiştirme yurdunda büyüyen Alex, farklı aileler tarafından reddedilmiş. Alex sonunda büyümüştür ve yetiştirme yurdundan ayrılma zamanı gelir.

Life is Strange: True Colors Duygu

Yetiştirme yurdunda Dr. Lynn ile konuşup ayrıldıktan sonra ilk iş olarak büyük ağabeyi olan Gabe Chen’in yaşadığı Haven adlı kasabaya gelir. Gabe tarafından sıcak bir karşılamayla karşılasan Alex, Haven’da güzel bir hayat kurmaya çalıştığı sırada birtakım trajik olaylar yaşayacak ve bu olaylar arkasındaki sır perdesini aralamak için elinden gelen her şeyi yapacaktır.

Oyunumuzun hikayesi kısaca böyle özetlenebilir. Daha fazla detaya girmek “spoiler” olacağı için şimdilik bu seviye bence gayet uygun. Hikayenin işlenişi çok güzel olmuş. Hiçbir şey “oldu da bitti”ye getirilmiyor. Yaptığınız seçimlere, bir şeylere karar veriyorsunuz. Her ne kadar bu seçimlerin çok bir etkisini görmesek de oyunun can damarı dediğimiz noktalarda işleniş değişebiliyor. Bu yüzden hikayenin işleyişi gayet güzel olmuş.

Karakterler

Life is Strange: True Colors, karakterleri gerçekten yaşatmış. Karakterlerin mimikleri ve animasyonların çok iyi olduğunu söyleyebilirim. Karakterlerin gerçekten bir kişiliklerinin olduğunu, arka planda yaşadıkları sıkıntıları, sevinçleri, hüzünleri çok iyi anlatıyor. Life is Strange: True Colors karakter işleme konusunda belki de ders niteliğinde bir iş çıkarmış diyebiliriz.

Özellikle baş karakterimiz olan Alex, tamamen anlatılmış. Neler yaşadığını, neler düşündüğünü – her şeyi çok güzel bir biçimde anlatılmış. Sanki bir kitap okuyormuş ya da bir film izliyormuş gibi hissettim oynarken. Alex’in yanındaki Steph ve Ryan da Alex kadar olmasa da iyi işlenmiş olduğunu söyleyebilirim. Tabii ki, bu karakterleri Alex kadar iyi tanıyamıyoruz. Bilgi birikimimiz çok kısıtlı oluyor. Bu bir eksik mi? Oyuncuya kalmış, benim için eksik olarak sayılmıyor.

Oynanış

Seçimli oyunları oldum olası sevmişimdir. Her ne kadar sınırlı sayıda seçimlerimiz olsa da karakterin yaşadıklarına ve seçimlerine karar verdikçe kendimi daha özgür ve rahat hissediyorum. Rahat dediğime bakmayın bu tür oyunlar bazen bana sanki o durumun içindeymişim gibi bir izlenim veriyor ve bu da bazen ekrana dakikalarca bakıp “Acaba bunu seçersem ne olur?” gibi sorularla yalnız başıma bırakıyor. Life is Strange True Colors da tam olarak bunu yapıyor. Oyuncuyu seçimlerle baş başa bırakıp seçimden sonra yaşanacak olay örgüsünün içine atıyor. Aklınızda hep “Merak ediyorum da diğerini seçseydim ne olurdu?” tarzında ikilemelerle karşılaştırıyor. Bu yönü çok mu iyi yapıyor, tartışılır.

Life is Strange: True Colors Seçim

Oyunda yukarıda da belirttiğim gibi, Alex ile insanların duygularını görebiliyoruz. Bu sayede onlarla iletişime geçerken ne düşündüklerimi bildiğimiz için seçimlerimizi ona göre yapabiliyoruz. Oyunda her duygu için farklı renkler verilmiş. Mesela bir insanın üstünden yayılan aura kırmızı ise bu insanın bir şeye kızdığını, sinirlendiğini anlıyoruz. Ya da mor ise korktuğunu, sarı ise mutlu olduğunu anlayabiliyoruz. Bu da bize diğer karakterlerin ne düşündüğü konusunda bilgi veriyor. Eğer bu insanlara daha çok yaklaşırsak onların neye kızdığını veya güldüğünü düşüncelerini okuyarak anlayabiliyoruz.

Bence hoş bir özellik olmuş, ikili ilişkiler konusunda seçim yaparken bunu kullanabiliyoruz. Örnek verecek olursam, oyundaki biri sizden hoşlanıyor. Siz onla aynı ortama girdiğinizde aurası mor oluyor. Bu korktuğunu ve heyecanlandığı anlamına geliyor. Düşüncelerini okuduğunuzda o kişinin sizden hoşlandığını anlayabiliyorsunuz.

Bu sistem her ne kadar güzel görünse de bolca sınırları olan bir sistem. İlk olarak istediğiniz her insanın duygularını göremiyorsunuz. Oyun bu özelliği kullanmanız için size belli başlı zamanlar veriyor. Bunlar da genellikle görev içerisinde oluyor. İkinci olarak bu sistemi diyaloglara çok yansıtamamışlar (belli başlı olaylar dışında), genellikle size iki seçim sunuyor ve bu iki seçim de aynı kapıya çıkıyor. Bu da insana “Bunu neden buraya koydunuz?” dedirtiyor. Her ne kadar sınırları olan bir sistem olsa da ben bu özelliğe bayıldım. İnsanların düşüncelerini okumak ve ona göre seçimlerde bulunmak (her ne kadar bir şeyi değiştirmese de) beni özgür hissettirdi.

Diyaloglar demişken, oyunda karaktere can veren en önemli özellik diyebilirim. Karakterlerin diyalogları kişilikleriyle gayet güzel uyuyor. Sizden beklediği bir tepkiyi görmeyince şaşırmaları, sizin verdiğiniz kararlara göre size veya başkalarına cevap vermeleri, onlarla ne kadar iletişimde olursanız size daha fazla güvenmeleri gerçekten zekice yazılmış ve iyi kurgulanmış.

Diyalogların ve seçimlerin bu kadar önemli olduğu bir oyunda seçimleriniz ve seçtiğiniz diyalogların etkisi ne ölçüde var?

Life is Strange True Colors işte tam bu noktada sınıfta kalabiliyor. Oyunda birkaç spesifik diyalog dışında oyunu etkileyen çok şey yok. Diyalogların bazıları neden konulmuş hissi yaşattı bana. Çoğu zaman “İyi de ikisi de aynı zaten diğerini de seçsem, böyle tepki verecekti” dedirtti. Fakat bu oyun diyaloglarıyla karakterlerin kişilikleriyle şekillenen bir oyun. Bu yüzden daha farklı şeyler görmek isterdim. Ama inanın, bu kadarı bile gerçekten güzel.

Diyaloglar ile ilgili konuştum ama bu diyalogları nerede kurduğumu söylemedim. Diyaloglar görevlerde ve yolda karşılaştığımız belli insanlarla kuruluyor. Görevlerden bahsetmişken, oyun sizden her bir bölümde belli görevler ve yan görevler yapmanızı istiyor. Yan görevlere gelirsek, adından da anlaşılacağı üzere oyuncunun isteğine bağlı olarak yapılabilir görevlerdir. Bunları yaptığınız taktirde insanlarla olan samimiyetiniz artıyor. Samimiyetin artmasıyla diğer karakterlerin güveni de artıyor. Bu güven konusu sizin karşınıza elbet çıkacaktır. Bu yüzden yapılması taraftarayım. Normal görevlere gelirsek, oyunda ilerleme sağlanması için yapılması gereken görevler. Genellikle bir yere git ya da biriyle konuş gibi görevlerden oluşuyor. Bazı görevler ise çok eğlenceli olabiliyor. Oynadığınızda hangi görevden bahsettiğimi çok iyi anlayacaksınız. Zaten aralarında tek farklı görev o.

Atmosfer

Life is Strange True Colors’ın görselliğini çok sevdiğimi söylemek isterim. Dağlar, akarsular, yeşillikler, kasaba, kıyafetler, karakter modellemelerini çok beğendim. Özellikle manzaraların harika olduğunu söyleyebilirim. Zaten oyun bize her fırsatta bu manzaraları oturup izlemek için imkan veriyor. Sadece siz istediğiniz zaman sizi oyuna geri götürüyor. Özellikle oyunun başındaki köprüde Gabe’i beklerken gösterdiği manzara beni benden almıştı, oturup dakikalarca o manzaralara, batan güneşe bakmıştım.

Life is Strange: True Colors manzara

Müzik

Müzik konusunda ise cidden bir şölen sunuyor. Oyunun müzikleri çok çok iyi. Ana karakterimiz Alex bir müzisyen olduğu için onun ağzından bol bol güzel şarkılar dinleyebiliyoruz. Tabii ki sadece Alex değil, oyunun kendi müzikleri de çok iyi. Bazen çok ünlü parçalardan çalındığı bile oluyor. Size tavsiyem oyunu kulakla oynamanız. Oyunda işi gücü bırakıp müzik dinlemek için durduğum çok an oldu.

Life is Strange True Colors’ın Artıları ve Eksileri

Artılar:

  • Güzel işlenmiş karakterler ve hikaye sunumu.
  • Harika müzik ve manzaralar.
  • Temponun yerinde ve güzel tutulması.
  • Merak uyandıran hikaye.
  • Karakter diyalogları.

Eksiler:

  • Diyalogların etkisinin yer yer yetersizliği.
  • Çökmelerin oyun deneyimini baltalaması.

Life is Strange True Colors Steam, PlayStation 4/5, Xbox Series X/S, Xbox One, Stadia  için çıkışını yaptı. Oyunun İlk DLC‘si ise bu ayın sonunda çıkış yapacak.

Life is Strange: True Colors

Oynanış - 8
Grafik - 8
Atmosfer - 9
Müzik - 10
Hikaye - 8.5

8.7

Life is Strange: True Colors son zamanlarda iyice ölmeye başlayan çizgisel oyunların iyi bir örneği olmuş. Güzel ve merak uyandıran hikayesiyle, sizi öyle şaşırtıyor ki ağzınız açık kalıyor. “İmkansız!” diye bağıracağınız anlar olabilir. Kısacası oyun, hem uzunluğuyla hem de yükselip alçalan temposuyla sıkmadan keyifli bir oyun deneyimi sağlıyor.

User Rating: 3.95 ( 6 votes)

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu