İÇERİKLER

Oyun Sektöründe “Tür” Kavramının Ortaya Çıkışı

Oyun Sektöründe “Tür” Kavramının Ortaya Çıkışı

Günümüzde çeşitli türde oyunlar oynuyoruz, kimisine kanımız ısınıyor kimisinden ise nefret ediyoruz. Zevkler tartışılmaz dendiği gibi, oyun türlerine olan sevgimiz de kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Ancak hiç düşündük mü bugün FPS veya RPG dediğimiz türler veya çeşitler nasıl ortaya çıktı. Konsept olarak “janr” nasıl edebiyat ve film sektöründen çıkıp video oyunlarına geldi?

İki Oyun Arasındaki Benzerlik

Janr konseptini anlamak için geçmişe gitmek gerekli. Atari’nin oyunlarının neredeyse yok sattığı dönemlerde tür diye bir kavram yoktu zira piyasanın hakimi olan ne çıkarırsa çıkarsın satıyordu. Bu vakitlerde Atari’nin benzer iki oyunu olan Combat (1977) ve Outlaw (1978) ilk kez oyun türü kavramının soru işaretlerini çıkardı. Combat daha çok bir savaş oyunuydu ve Outlaw ise kovboy temalı oyunlarından biriydi ve batılı bir üslubu vardı. İki oyun da Atari 2600’ün erken gelenleriydi ama her ne kadar konu farklılığı olsa da oyunda yaptığınız olaylar aynıydı; birinde kovboylarla savaşıyor, diğerinde ise tanklarla düşmanlara karşılık veriyordunuz. Kullanıcı veya müşterinin oyuna eğilim şeklinin benzer olması, Mark Wolf’u ilk kez türlere ilişkin düşüncelere sevk etti. Mark Wolf, ilk kez oyun türlerinin irdelenmesi bakımından oyunların tıpkı filmlerdeki gibi janrlara (genre) sahip olduğunu ve hatta Outlaw’u Batılı, Space Invaders’ı sci-fi ve Combat’ı savaş oyunu olarak değerlendirdi.

İlk Kategorilendirme ve Sonrası

1981 yılında Tom Hirschfeld’in “How to Master the Video Games” kitabında ilk kez oyunları kategorilere ayırması, Wolf’tan sonra bir milat gibiydi. Bu sınıflandırma çok taslak bazındaydı ama en azından: Space-Invaders türü, Asteorid türü, labirent, refleks ve diğerleri gibi kategorilere ayırması bir başlangıçtı. Tam isim koyamamasına rağmen ilk iki tür, günümüzde İngilizce olarak “fixed shooter” ve “multidirectional shooter” türü olarak anılıyor. Örnek verilmek istenirse sırasıyla Cosmic Guerilla ve Bosconian söylenebilir.

1984’te ise Chris Crawford, “The Art of Computer Game Design” kitabında oyunların, oyuncunun yaşadığı deneyimlere ve yapmak zorunda olduğu davranışlara göre sınıflandırılması gerektiğini yazdı. Oyun dünyasının değiştiğini ve oyunların artık gerek konusuna gerek hikayesine göre tasnif edilmesi gerektiğini söyledi. Böylelikle o zamana kadar kısır kalmış 3D shooter ve platform türü oyunlarda talep artışı başladı.

Tabii ki de işler bununla sınırlı değil zira 2000’li yıllarda gerek Zach Whalen oyunları sınıflandırırken tema, hikaye ve mekan farklılığının göz önünde bulundurulmasını savunmuş ve hatta “ciddi oyunlar” başlığı açmış, King ve Tanya Krzywinska ise internetli ve internetsiz oyunlar gibi ayrımlar yapmıştır. Şüphesiz bütün bu çalışmalar günümüzdeki kült oyun türlerinin oluşmasına yardımcı olmuştur.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu