GOG Preservation Program’dan Oyun Güncesi – Alpha Protocol’a Derinlemesine Bakış

GOG Preservation Program'da yer alan Alpha Protocol'a derinlemesine bir bakış sunuyoruz.

Muratcan Ös
Muratcan Ös - Genel Yayın Yönetmeni - Editor-in-chief
13 Dk Okuma Süresi

Çoğumuz, Good Old Games ya da kısa adıyla GOG platformunu yakından tanıyoruz. Özellikle sunduğu ücretsiz oyunlarla diğer mağazaların gölgesinde kalsa da, yaşattığı nostaljik hislerle sık sık ziyaret ettiğimiz bir dijital market olma özelliği taşıyor. GOG, yakın zamanda Preservation Program adında yeni bir oluşum başlatarak geçmişin tozlu sayfalarında kalan oyunları yeniden canlandırmaya başladı.

Bu program, geçmişte piyasaya sürülen ancak günümüz dijital mağazalarında artık erişilemeyen yapımları güncel standartlara taşıyor. GOG ekibi, bu oyunlar üzerinde çeşitli testler uygulayarak onları modern teknolojilerle sorunsuz bir şekilde oynanabilir hale getirmeyi hedefliyor.

GOG ile başlattığımız dostane bir iş birliği, bize Alpha Protocol başta olmak üzere bu oyunlara sunacağımız derinlemesine bakışı sizlerle paylaşmamızın önünü açtı. Dolayısıyla bu yazıya başlamadan kendilerine bir teşekkürü borç bilirim.

Alpha Protocol’a biraz giriş yapalım

Obsidian Entertainment tarafından geliştirilen ve 2010 yılında SEGA tarafından yayımlanan Alpha Protocol, casusluk teması etrafında şekillenen bir aksiyon RPG oyunu olarak karşımıza çıkıyor. Oyuna ismini veren gizli program kapsamında Michael Thorton isimli bir ajanı kontrol ediyor; hükümet adına gizli operasyonlar yürüterek istihbarat topluyoruz.

Michael, ilk görevi için Al-Samad adlı terör örgütü hakkında bilgi toplamak ve liderleri Şeyh Ali Shaheed’i etkisiz hale getirmek amacıyla Suudi Arabistan’a gönderilir. Al-Samad, ABD menşeli silah ve füzeleri kullanarak sivillere yönelik eylemler düzenlemekte ve ülke güvenliğini tehdit etmektedir. Ancak Michael, Shaheed’e bu silahları sağlayanların aslında Amerikalı savunma yüklenicileri olduğunu keşfeder. Bu kırılma noktasından itibaren kahramanımız, kendini yolsuzluk ve açgözlülükle örülü bir hikâyenin içinde, arananlar listesinde bulur.

Öncelikle, casusluk temasının bu denli yoğun işlendiği içeriklerden büyük keyif aldığımı belirtmeliyim. İster oyun ister film olsun; casusluk teması hafif polisiye ögeleriyle harmanlandığında, benim için bir oturuşta tüketilmek istenen sürükleyici bir yapıya evriliyor.

Alpha Protocol; daha en başından sunduğu gizem ve tehlike dolu senaryosuyla atmosferini oldukça sağlam bir temele oturtuyor. Gözlerden uzak yürüttüğünüz, ancak deşifre olduğunuzda hükümetin sizi ve eylemlerinizi tanımadığı o ‘kara operasyon’ (black ops) ruhunu çok başarılı bir şekilde yansıtıyor.

İlk görevle birlikte, bu gizli programda çalışan diğer ajanlarla tanışıyor; silah kullanımı, gizlilik ve ekipman yönetimi gibi alanlarda ustalaşmaya başlıyorsunuz. Tüm bu süreç sizi psikolojik olarak her şeyin her an ters gidebileceği, risk dolu bir göreve eksiksiz bir şekilde hazırlıyor.

Genel anlamda senaryonun beklentilerimi karşıladığını söyleyebilirim. Zaman zaman tempoda düşüşler yaşansa da bunların hikaye akışına ve türün doğasına uygun olması sebebiyle bu durumu hiç yadırgamadım. Nihayetinde gizlilik odaklı bir oyunda sürekli aksiyonun ortasında, sahada olmamız; oyunun inşa etmeye çalıştığı gerçekçi casusluk atmosferiyle ciddi şekilde çelişebilirdi.

alpha protocol the spy rpg by obsidian is back on pc via gog cover65faf4d35f69c

Ana hikâyenin yanı sıra Michael’ın; Mina Tang, Yancy Westbridge, Sean Darcy ve Alan Parker gibi karakterlerle kurduğu diyaloglar, hem bu kişileri daha yakından tanımanıza hem de operasyonlara daha iyi hazırlanmanıza olanak tanıyor. 2010 yapımı bir oyun olmasına rağmen Alpha Protocol, Michael’ın her bir karaktere nasıl tepki vereceğini seçebildiğiniz oldukça derin bir sistem sunuyor. Karşınızdaki kişiye karşı ister agresif bir tutum sergileyebilir, isterseniz de soğukkanlı ve profesyonel bir yaklaşım tercih edebilirsiniz.

Verdiğiniz her cevap, karakterlerin size olan güvenini ve sempatisini doğrudan etkiliyor. Oyunun görevler dışında tuttuğu karakter dosyaları sayesinde, birinin güvenini tam olarak kazandığınızda size özel ek diyalog seçenekleri dahi açılabiliyor. Hatta gözlemlediğim kadarıyla bazı tercihler, sadece o anki konuşmanın akışını değil; oyunun sonlarını bile etkileyebilecek kadar derin sonuçlar doğuruyor. Öyle ki, bazen oyunun başında yaptığınız bir seçimin yansımasıyla karşılaştığınızda, o seçimi yaptığınızı çoktan unutmuş oluyorsunuz.

Örneğin; oyunun hemen başında teröristlerin konuşlandığı bir kampı temizledikten sonra görev sonu brifingine katıldım. Burada, bana verilen dosyanın yetersiz olduğunu ve karşılaştığım baskın hakkında önceden bilgilendirilmem gerektiğini dile getirdim. Ancak görevi veren Sean Darcy, beni sert bir dille tersledi. Benim henüz bir ‘çömez’ olduğumu, kendisi gibi deneyimli isimlerin kararlarını sorgulama haddimin olmadığını söyleyerek görüşmeyi sonlandırdı. Üstelik bu tavrından dolayı ne Al-Samad örgütü hakkında yeni bir bilgi alabildim ne de kendi geçmişine dair merak ettiğim soruları sorabildim

İlk bakışta oldukça derinlikli bir mekanik gibi görünse de bir süre sonra karşınızdaki karakterin yapısını çözdüğünüz için sadece onun hoşuna gidecek reaksiyonları seçmeye başlıyorsunuz. Çünkü doğru seçenek dışına çıkmak, karakter üzerindeki itibarınızı ve beğenilirliğinizi azaltma riskini taşıyor; bu da haliyle sizi risk almaktan uzaklaştırıyor. Yine de işler sarpa sardığında ya da kritik bir istihbarat elde etmeniz gerektiğinde, Michael’ı tamamen kendi kişiliğinizle ve kararlarınızla yönetme şansı tanınmış olması gerçekten takdir edilesi bir tasarım.

ap dialogue1

Alpha Protocol’un oynanış kısmında çeşitlilik var

Obsidian Entertainment’ı bu noktada yine tebrik etmek lazım; zira oynanış kısmında oldukça fazla çeşitlilik sunulmuş. Michael’ı bir casus olarak kontrol edeceğimizi duyduğumda, oyunun bu temaya başlangıçta önem verip sonrasında klasik bir nişancı oyununa evrileceğini düşünmüştüm; ancak olaylar hiç de beklediğim gibi gelişmedi.

Oyunun başında Michael için bir sınıf ve bu sınıfa bağlı bir geçmiş seçebiliyorsunuz. Eğer Michael geçmişinde orduda bulunduysa silahlarla arası iyi oluyor, Tech Specialist olarak seçilirse ekipmanları kullanıp elektronik cihazları hackleyebiliyor. Her sınıf, farklı yetenek puanlarına katkı sağlıyor. Bunun dışında Field Agent, Freelancer gibi daha ‘gri bölge’ sınıfların yanı sıra, oyunun zorluğunu artırmakla eş değer olan Recruit ve Veteran sınıfları da mevcut.

Seçtiğiniz sınıfa göre Hack, Stealth, Pistols, Sabotage ve Martial Arts gibi türlü türlü yeteneklere puan atayabiliyorsunuz. Bazı pasif özelliklerinizi geliştirirken, diğerlerinde ilerledikçe sahada kullanabileceğiniz aktif yetenekler kazanıyorsunuz. Yetenek seçeneği çok fazla olduğundan, kazandığınız kısıtlı puanları hangisine harcayacağınız konusunda tereddüde düşüyorsunuz.

Michael olarak operasyonun gerçekleştirileceği ülkeye gittiğimizde kendimizi güvenli evde buluyoruz. Bu ev, görevlere hazırlık yaptığımız ana mekan görevini görüyor. Tıpkı casusluk filmlerindeki gibi oldukça şık döşenmiş bu evde, önce görevi veren ajanlarla konuşuyor ve operasyon dosyasıyla alakalı bilgiler elde ediyoruz. Oyun, karakterlerin verdiği bilgilere göre görevde kullanacağımız ekipmanları seçmemiz gerektiğini vurguluyor.

Örneğin; teröristlerin şüpheli hareketlerde bulunduğu terk edilmiş bir hangara gitmeden önce ekip lideri Yancy Westridge, göreve gece gittiğimden ötürü içeride çok fazla kişi olacağını ve güvenliğin yüksek tutulacağını belirtti. Bu nedenle gizliliğimi artıracak bir zırh parçası veya susturucu takılmış bir silahla gitmemin avantajlı olacağını söyledi.

Güvenli evde tıpkı bir gizli ajan gibi ekipmanlarınızı seçiyor ve görevinize hazırlanıyorsunuz. Zırhınız için gizliliğinizi veya mermi taşıma kapasitenizi artıracak modlar takabiliyor; silahlarınıza susturucu veya görüşünüzü kolaylaştıracak parçalar ekleyebiliyorsunuz. Yanınıza hangi tip mermiyi alacağınızı dahi seçiyorsunuz. Her görev öncesinde hangi tip silahları yanınızda götüreceğiniz bile büyük bir önem taşıyor

Hangar görevi sırasında, keşke yanıma bir keskin nişancı tüfeği alsaydım dediğim anlar oldu. Öte yandan, terörist yuvasına yaptığım baskında yanıma aldığım makineli tüfek işimi oldukça kolaylaştırdı.

Genelde oyunlarda kullanmayı pek tercih etmediğim ekipman türleri, burada bir hayli çeşitlilik sunuyor. Düşmanların dikkatini başka yöne çeken ses cihazları, sis ve ses bombaları, deşifre olduğunuzda alarmın kapatılmasını sağlayan telsiz karıştırıcılar ve elektronik kapıları devre dışı bırakan elektro bombalar bunlardan sadece birkaçı. İnanılmaz bir aygıt çeşitliliği var ve bu yardımcıları kullanmadan ilerlemek neredeyse imkânsız.

Bunun yanı sıra, kazandığınız parayı kullanarak görev öncesinde işinizi kolaylaştırmak adına kara borsadan ilanlar verebilirsiniz. Bölgedeki düşman sayısını azaltan ya da gideceğiniz mekânın krokisinin en baştan elinizde olmasını sağlayan pek çok seçenek mevcut. Bunları değerlendirip değerlendirmemek tamamen sizin tercihinize bırakılmış. Birkaç kez bu yönteme başvurdum; zaman zaman ‘iyi ki yapmışım’ dediğim anlar olsa da bazı durumlarda yapmasam da olurmuş diye düşündüm.

Hamur var ama kaliteli mi?

Alpha Protocol’ün asıl sıkıntısı; elinizdeki o renkli hamuru yoğurmaya başladığınızda, malzemenin kalitesiz olduğunu anlamanızla ortaya çıkıyor. Ekipmanlar bol, silah çeşitliliği fazla; ancak silah kullanımı maalesef çok kötü. Yakın mesafeden birini susturuculu silahla vurmak bile tamamen şansa bağlı. İlgili silaha ait yetenek puanınızın düşük olması mutlaka bir etken; fakat kendi adıma ilk görevin tam bir felaket olduğunu söyleyebilirim.

Düşmanlar sizi en olmadık yerlerden görebiliyor; aranızda iki üç metre mesafe olsa dahi birini öldürmek için neredeyse illaki özel yetenek kullanmanız gerekiyor. Oyunun klasik bir nişancı yapımı olmadığının farkındayım; ancak silah da sonuçta başvurabileceğiniz bir ekipman ve en sıkıştığınız anda karşınızdakini vuramamak çok can sıkıcı. Tabanca ve makineli tüfek dışındaki silahları kullanmak tam bir işkenceye dönüşüyor.

Bir bölümü ilk denemede hiç fark edilmeden bitirmek de çok ama çok zor. Düşman devriye yollarının size nefes aldırmamasının yanı sıra sizi nereden görebilecekleri de tam bir muamma. Arkalarına geçip sessizce etkisiz hale getirmek büyük bir tatmin hissi verse de o noktaya gelebilmek için kendinizi çok zorlamanız gerekiyor. Oyun, döneminin gizlilik türündeki o ‘acımasız’ zorluk hissini sonuna kadar yaşatmayı başarıyor. Sabır ve zaman isteyen bir yapım olduğu için günümüzde kaç kişinin buna tahammül edebileceğini kestirmek güç.

ap3 1

Bölüm süreleri biraz da sizin kabiliyetinize bağlı; seçtiğiniz yola göre 20-30 dakika da sürebilir, bir buçuk saat de. Oyunun ilk boss savaşı kaslı bir asker ve ardından bir tanka karşı olmasına rağmen bu bölümü birkaç denemede geçebildim; çünkü eski oyunların beraberinde getirdiği bir ‘takozluk’ hissi mevcut. Güncel oyunların sürekli elimizden tutmasına çok alıştığımız için, Alpha Protocol bizi bir anda böyle bir boss savaşının ortasına atınca başta afallayabiliyoruz.

Buna rağmen, oynanıştaki bu zorluğun bir nebze gerekli olduğuna inanıyorum. Gizlilik temalı yapımlarda, hele ki casusluk ruhuna bu denli eğilen bir oyunda zorlanmamız; geçemediğimiz bir bölümde ve bizzat temanın kendisinde ustalaşmak için şart. Bu zorluk, casusluk dünyasının o tehlikeli ve hata kabul etmez yapısını pekiştiriyor.

Preservation Program’ın yararları

“GOG Preservation Program sayesinde Alpha Protocol, teknik anlamda oldukça iyi korunmuş ve günümüz PC oyuncularının kolayca adapte olabileceği bir hale getirilmiş. Klavye ve fare kontrolleri herhangi bir sıkıntı yaratmazken, tuş kombinasyonlarının da kullanım kolaylığı göze alınarak optimize edildiğini söyleyebilirim. Kurulum sonrası herhangi bir teknik ayarla uğraşmam gerekmedi.

Bildiğim kadarıyla GOG sürümü, Steam versiyonuna kıyasla macOS işletim sistemi desteği ve kontrolcü uyumluluğu gibi önemli avantajlar da sağlıyor. Ancak deneyimim sırasında bazı ufak pürüzlerle de karşılaştım; örneğin kilit kırma veya hackleme gibi mini oyunlarda fare hassasiyeti olması gerekenden çok daha yüksek hissettiriyordu.

alpha protocol header 1280w

Ayrıca bu mini oyunlarda hem fareyi hem de klavyeyi aynı anda kullanmak gerektiğinden, bazen tuş girdilerinin algılanmadığı anlar oldu. Oyun süresince birkaç kez çökme sorunu yaşamış olsam da bunun dışında ciddi bir teknik hatayla karşılaşmadım.

Obsidian Entertainment’ın geliştirdiği ve SEGA tarafından yayınlanan Alpha Protocol, 28 Mayıs 2010 tarihinde Xbox 360, PS3 ve PC için çıktı. Okuyacak daha modern bir oyunun incelemesini arıyorsanız Call of Duty: Black Ops 7’ye göz atabilirsiniz.

“Eğer bu nostaljik ama derinlikli casusluk deneyimine şans vermek isterseniz; Alpha Protocol, 3 Ocak 2026 tarihine kadar GOG üzerinde %50 indirimle 9.99$ karşılığında satın alınabilir durumda.

Bu makaleyi paylaş
Genel Yayın Yönetmeni - Editor-in-chief
Takip et
İsmim Muratcan Ös. MisteRNOOB'da Genel Yayın Yönetmeni ve Indie divizyonunun lideriyim. Üç seneyi aşkın yazarlıkla uğraşıyorum.
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir