Second Sun İncelemesi

Second Sun ile bir iç savaşın harabelerinin tam ortasına bırakılıyoruz.

Berke Sönmez
Berke Sönmez - Deputy Editor
10 Dk Okuma Süresi
Second Sun
6
Second Sun

Günler geçmiyor ki bir yılı daha geride bırakalım. 2025 yılının da sonuna gelirken pek çok büyük firma ve gönüllerde yeri apayrı olan Indie geliştiriciler, yeni oyunlarını oyuncularla buluşturdu. Her sene olduğu gibi, bu senede de yıllar yılı beklenen yapımlar ve elbet sürprizler seneyi süsledi. Özellikle indielerin parladığı bir senede kuytuda köşede kalan indie yapımlar da olmadığı değil. Sahnede yılların yılan hikayesi Hollow Knight Silksong veya Blue Prince hatta full sürüme ulaşan Hades II gibi adayların yanında Clair Obscur: Expedition 33 gibi bir yıldız olunca pekala rekabetçi bir ortam oluştu….

Bugün ele alacağımız Second Sun da bu yıldızların gölgesinde kalması çok olası fakat teması da bir o kadar ilgi çekici bir oyun olarak öne çıkıyordu. Rastgeleliği, RPG elementleri ve hızlı oynayışı ile gayri resmi silahlı indie Skyrim benzetmeleri yapılan Second Sun çıkışından evvel omuzlarına bir hayli büyük bir yük almış oldu. Çapı düşünüldüğü vakit pek rasyonel benzetmeler atfedilmemiş olsa da haydi bakalım bu cüretkar yakıştırmalar ne oranda sağlanabilmiş.

Second Sun, bir iç savaşın harabelerinde geçiyor

İsmi bize bahşedilmeyen bir kıtada soluk bulan Second Sun; bir iç savaşın tam ortasına, harabeye dönmüş bir dünyaya bırakıyor biz oyuncuyu. Bir imparatorun askeri gücü olarak kamp alanına düşmeden evvel 3 farklı karakter sınıfından birini ve görece kısıtlı karakter oluşturma ekranını geride bırakmak gerekiyor. Pek derinlik katmayan bu kısım, biz oyuncunun normal duran ama aslında seçilmiş olan motivasyonu ile hareket etmesi için başlangıç ışığı yakmaya yetiyor.

Komutanımız başta olmak üzere diğer birbirine pek benzeyen NPC’lerden alacağımız görevlerle oradan oraya hikaye kırıntıları kovalıyoruz. Kırıntı söyleminde ne yazık ki ciddiyim çünkü hikaye anlatımı noktasında gerçekten cilalanması gereken pek çok farklı unsur bulunuyor. Hatta bu şekilde ifade etmek de pek doğru olmayacaktır çünkü cilalama yapabilmek için ortada en azından temel bir biçimde çalışan bir oluşum olması gerekir. Ne yazık ki Second Sun için durum böyle değil. Yalnızca metin takip ettiğimiz yani okuduğumuz bir yöntem izlenilmiş ve izletiliyor.

Doğrudan söze veya lafa giren herhangi bir şekilde zemin hazırlamaksızın sonuç odaklı ilerleyen görev yapısı, açıkçası hızlı seyahat sayesinde aşırı derecede bunaltıcı olmaktan meh seviyelerine getirebiliyor. Zaten Second Sun tarzındaki oyunları tam anlamıyla hikayelerine göre değerlendirmek pek de mantıklı değil, oynanış daha ön planda. Fakat bu da demek değil ki baştan savma sırf olsun diye yapılan bir iş kabul görsün.

Second Sun

Teması ile gerçekten ilgi çekse de özellikle anlatı, görev dizaynı ve NPC’ler gibi kilit noktalarda yaşanılan sorunlar Second Sun için akıllara şunları getiriyor: Ya biraz daha geliştirilse ya da erken erişim olarak çıksa veyahut oyunun çapında bir değişikliğe gidilse ne olurdu. Benim görüşüm üçüncü seçenek olmadığı senaryoların hepsinde yine pek rafine bir ürün ile karşılaşmayacağımız noktasında. Çünkü yapılmak istenenler ve gerçekten yapılacak düzeyde olan düşünceler arasında dengeyi kurmak hayatın her noktasında oldukça kıymete sahip.

E hal böyle olunca da ortaya her bir şeyden biraz biraz olmak isteyen ama doğal olarak olamayan bir iş ortaya çıkmış. Esasında Second Sun hikayesi hakkında konuşmam gereken bu alanı biraz daha genele yaymamdaki başlıca nedenlerden biri de bu aslında. Oyunun kendinden bir şeyler koyarak öne çıkması hatta sivrilmesi gereken bir alanda attığı yanlış adımlar ulaşabileceği seviyelere ulaşamaması ile sonuçlanmış.

Loot temelli oynanış sorunlu ama keyifli, keyifli ama sorunlu?

Second Sun’ın oynanışı, düşmanları öldürüp daha iyi loot düşürmek ve bunu zevk almayana dek tekrarlamak üzerine kurulu desek pek yanlış olmayacaktır. Zaten kısa olan süresi düşünüldüğü vakit görevini bir şekilde tamamlamayı başardığı söylenebilir. O yüzden lafı pek gevelemeden doğrudan giriş yapalım. Bir önceki kısımda da değindiğim gibi hikaye anlatısı ve görev yapısı pek de tatmin edici düzeyde değil. Lakin silah oynanışının hızlı olmasından sebep keyifli oluşu, sizi düşmanlara mermi saçmaya sevk ediyor. Hem de bunu çeşitli olmayan ve bana mısın demeyen canavarlarına rağmen başarabiliyor. Oyunun başında seçebileceğiniz 3 sınıf klasikleşmiş karakter yapılarından şekilleniyor ve kendi kendine yetebilecek bir iş sunuyor.

İçinizden ne sıkıyor bu deli diyorsanız oldukça normal çünkü bu cümleyi kurarken bir kuple ben de geçirdim. Second Sun’da yer alan düşman çeşitliliğinin pek yeterli olduğunu söyleyemeyeceğim. Hadi bu neyse kısa bir oyun diyelim geçelim ama en azından düşmanların sıkmış olduğum mermilere veya kullandığım yeteneklere biraz daha tutarlı tepkiler vermesini beklerdim. Yani kullanmış olduğum silahlar ve yeteneklerin hakkı kesinlikle bu değildi. Üzerine dolu bir şarjör boşalttığım düşman, sanki gıdıklanmışçasına üzerime doğru koşup da pıt diye bir anda ölünce bu tarz şikayetler doğuyor.

Yine de tüm bunlara rağmen, silahların ses tasarımı ve hızlı oynanış sayesinde bir niteliksiz görevden ötekine doğru sürüklenme motivasyonunu kendimde bulabildim. Ya da bu oyunu oynamadan evvel deneyim ettiğim Call of Duty Black Ops 7’nin hikaye modundan sonra çok takılmadım diyelim.

Second Sun

Silahlar ve yeteneklerin yanı sıra Second Sun dünyasının dört bir yanına dağılmış materyalleri toplayarak birtakım eşyalar da üretebiliyoruz. Bunlar can yenileme eşyaları veya kısa bir süreliğine bazı özelliklerimizi artıran eşyalar olarak öne çıkarken silah ve zırh modları olarak da kullanımımıza sunuluyor. Bu durumu artık klasikleşmiş diyebileceğimiz RPG unsurlarının boy göstermesi olarak da yorumlayabiliriz.

Silahlar ve yetenekler ise düşmanlardan çıkan loot ve deneyim puanlarının oyuncu takdirine bırakılması sonucu hayat buluyor. Yine klasik enderlik sistemi ve level sisteminin yanında yetenek ağacı, deneyim puanlarınıza talip. 3 adet pasif ve 3 adet kullanılabilir yeteneği karakterinize atayabiliyor ve farklı bir barı tüketerek düşmanların can barını tüketebiliyorsunuz. Bir noktada tekrara düşmekten kaçamayan bu oynanış yapısı bir şekil kendini oynattırabilse de acı gerçeği değiştiremiyor.

Zindanlarda veya açık dünyada ise geçici süreyle artılar sunan sunaklar veya temizlemeniz gereken opsiyonel alanlar Second Sun coğrafyasına dağıtılmış durumda. Lakin diğer kısımlarda olduğu gibi burada da tam anlamıyla başarılı ve sorunsuz bir işleyiş maalesef bulunmuyor. Hal böyle olunca düşman göreyim de mermi boşaltayım bari diye bir oradan bir buraya koşuşturmaca bu motivasyonla devam ediyor.

Second Sun

Second Sun oynanış yapısı sorunları olsa da kendine bir şekilde tahammül etmenizle yuvarlanıp gidiyor. Zaman zaman aniden spawn olan düşmanları kimi zamansa o ucuz ama yine bir şekilde gezindiğiniz o açık dünyasında ve mini mapte beliren düşmanları ortadan kaldırıyor, bir şekilde devam ediyorsunuz. Sanıyorum ki bu yapıyı tarif edecek cümle, vasatın altında olmasına karşın eğlenceli oluyor.

Teknik kısımlar ve optimizasyon

Second Sun incelemesinin bu kısmına öncelikle arayüz ile başlamak istiyorum. Menüler başta olmak üzere tüm arayüz, o kadar ucuz duruyor ki anlatamam. Oyuna giriş yaptığınız anda kendini ele veren bu durum, tüm deneyiminiz boyunca da ne yazık ki süregeliyor. Zaten iyileşme eğrisi gösterebilecek bir alan da değil. Bunu aradan çıkardığımıza göre silahların ses tasarımını da bir kez daha takdir edip önümüze bakalım. Second Sun kesinlikle cilalanmaya ve güncellemelere ihityaç duyan bir oyun. Gerçek şu ki, bu haliyle, sırf ‘Indie’ bir yapım diye hasır altı etmememiz gereken bazı sorunları mevcut.

Misal harita ilk tanıtıldığı vakit karanlıklara gömülü ve keşfettiğiniz miktarda açılıyor. Ancak pek çok olay sonrası tamamının açıldığı anlar oldu. Gelgelelim ki daha büyük sorunlar mevcutken bunun üzerinde durmanın pek manası da yok ama bu tarz tat kaçıran durumlara bir minik örnek daha eklemiş olalım. Yoksa listeyi epey bir uzatacak optimizasyon sorunlarını bir bir sıralayabiliriz. Anlık FPS düşüşleri veya takılmaların yanı sıra haritadan düşmek gibi gibi…

Second Sun

Ben tüm bunları oyunun yapmak istedikleri ile yapabilecekleri terazisindeki dengesizliklere bağlıyorum. Fikir olarak ilgi çekici unsurlara sahip olan geliştirici ekip Indie bütçesiyle bunları başaramamış olabilir. İşte tam da bu noktada oyunun çapı bir miktar daha düşürülmüş olsa daha rafine bir iş oynayabilecektik düşüncesi akıllara geliyor. Ne yazık ki optimizasyon da öncesinde bahsettiğim sorunlardan biri. Özünde yüksek sistem gereksinimleri ile öne çıkmasa da birtakım kare düşüşleri ve takılmaların yanı sıra pek çok bug ve glitch de oyun boyu bana eşlik etti. Bunların her biri de genel deneyimi pekala aşağı çekecek düzeyde sıkıntılı unsurlar idi.

Grey Wolf Entertainment tarafından geliştirilen ve Iceberg Interactive tarafından yayınlanan Second Sun, 5 Kasım 2025 itibariyle çıkmış bulunuyor. Eğer okuyacak farklı incelemeler arıyorsanız bir başka Indie oyun olan Moonlighter 2 The Endless Vault incelememize de göz atabilirsiniz.

Second Sun
Second Sun
6
İnceleme 6.0
Bu makaleyi paylaş
Deputy Editor
Takip et
"Praise The Sun"
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir