Gezgin Gamer’ın Seyir Defteri – Assassin’s Creed Mirage ve Bağdat’ta Kadın Figürü

Gezgin Gamer'ın Seyir Defteri; kimi oyundan nefes kesici ve kesinlikle gezilmesi gereken mekanları listeliyor, değerli okurlara da hatırı sayılır bir tura çıkarttırıyor.

Muratcan Ös
Muratcan Ös - Genel Yayın Yönetmeni
6 Dk Okuma Süresi

Koca bir haftanın yorgunluğunu omuzlarımızdan atmayı kim istemez ki? Kapının arasından sinsice bakan sorumluluklar, bizi olduğumuz yere mıhlar. Tatili hak etmiş olmanın verdiği mutluluk, bitmemiş işlerin altında kolayca ezilir.

Merak etmeyin, Cuma gününüzü (ve hafta sonunu) biraz olsun rahatlatacak ve size huzur verecek bir terapi ile karşınızdayım. Oturduğunuz yerden gezmenizi sağlayacak bir program olan Gezgin Gamer’ın Seyir Defteri’nde bugünün planı, Bağdat’ta gezmek ve kadın figürünün yerini Assassin’s Creed Mirage’de anlamayı içeriyor.

Emevi Halifeliği’nin organize sayılabilecek bir devrim sonucunda yıkılması, sadece Araplardan oluşmayan ama pek çok milleti ve ırkı bir araya getirecek bir topluluğun oluşmasına ön ayak olmuştur. Bugünkü Irak, Bağdat’ta resmi olarak kurulan halifelik ise Assassin’s Creed Mirage gibi bir yapıma ilham kaynağı olmuştur.

Mirage’da kadınların küçük bir kısmı hayatın pek çok alanında

Gezimize ana şehrin dışından, Karkh’tan başlıyoruz. Karkh, oyunda en çok sevdiğim yerlerden birisi oldu çünkü Bağdat’ın büyük pazar alanı tam da burada yer alıyor. Kocaman bir bina içerisinde sıra sıra tezgahlar bulunuyor ve bu tezgahlarda neredeyse her şey satılıyor. İlginçtir ki kadınlar da bu pazarda sarraf olarak görev yapabiliyor.

Mirage’da ise kadınları genellikle parfümeri ve baharat tezgahlarında görüyoruz. Parfümeri tezgahlarında yığınla çiçek yaprakları ve birçok irili ufaklı cam şişeler bulunuyor. Tezgah arkalarında bazen kadınlar bulunsa da genel olarak başka kadınlarla konuşup ne alacaklarını tartışıyorlar.

Mirage
Kadınlar pazarda oldukça aktif rol oynuyor.
Ekran goruntusu 2024 06 20 214936 1
Pazarda esnaflık yapanlar dışında tezgahları gezen ve alınacak eşyalara bakan da çok.

Bunun dışında pazardaki gezilerim esnasında birçok kadının dokuma ürün tezgahlarının arkasında olduğunu da gördüm. Özellikle halı ve kıyafetler satan birçok kadın bulunuyordu ki bu da pazarın kültürel çeşitliliğini arttırıyor.

Pazardan çıktıktan sonra Al-Mansur’a, Yuvarlak Şehir’e giriyor ve burada istemsizce büyük ve yeşilliklerle sarılı bir bina gözüme çarpıyor. Surlarla çevrili olan bu bölgedeki binanın ise harem olduğunu çok geçmeden anlıyorum. Yün, keten, ipek ve brokar gibi malzemelerden yapılmış giysileri kat kat giyen kadınlar birbirleriyle konuşuyor ve yoldan geçenleri gözlüyor.

İslam Dünyası’nın belki de ilk haremlerinden

Assassin’s Bürosunun verdiği görevlerden biri sayesinde haremi görme şansı elde ediyorum. İçeriye sadece hadım edilmiş erkekler girebiliyor ve orada temizlik, yemek gibi işlerden sorumlu oluyor. Haremdeki kadınlar genellikle eşler, köle kadınlar, kızlar ve cariyelerden oluşuyor.

Abbasi Dönemi ile birlikte gelen kadının daha kısıtlı bir alanda tutulması anlayışı, ilk haremlerin kurulmasına öncülük tanıyor. Haremler, halifenin annesi tarafından yönetiliyor ve buradaki kadınlardan bazıları halife ile bir çocuk dünyaya getirmek için yarışıyor. “Yarışıyor” dememin sebebi ise burada bulunan kadınların gerçekten de güzellik anlamında birbirleriyle yarışmaları.

corentin marquet harem 02
Geniş bir alan içerisinde bina içerisinde kalacak yerler, mutfak, toplanma alanı, havuzlar ve yemek yerleri bulunuyor.

Örneğin bahsettiğim bu görevde ne yazık ki orada bulunan bir kadına istemeden yardım etmiş ve başka bir kadının göz önünden çekilmesini sağlamıştım. Böylelikle halifeye bir adım daha yakın olabiliyorlar buradakiler… Rekabet her yerde olduğu gibi burada da mevcut.

Buna rağmen haremle alakalı üzücü bir gerçek ise halifenin yakınları ve resmi eşleri dışındaki tüm kadınların orada köle statüsünde bulunmalarıdır. Bu da demek oluyor ki kadınlar, hiçbir şekilde haremden ayrılamazlar. Buradaki kadınlar birçok isimle anılıyor: Jawari (şarkıcı veya kalabalığı eğlendirenler), qahramana (harem içinde belirli görevlere sahip olan) ve jariyalar orada köle olarak bulunuyorlar.

Ekran goruntusu 2024 06 20 220710
Kadınlar haremde bile okuyacak zaman bulabiliyorlar.

Haremin üzücü gerçeklerinden sonra ise Harbiyah bölgesine, köleliğin bu sefer farklı bir iş kolunda yer aldığı yere gidiyorum. Kadınlar (elbette erkeklerle birlikte) bu bölgede çeşitli işlerde çalışıyor. Bağdat’ın en önemli pazar ekonomisini oluşturan malzemelerden birinin boya olduğu düşünülürse bununla alakalı hummalı çalışmalar burada yer alıyor. Kadınlar, nehir kenarında çamaşır yıkıyor veya az ötede boyalarla ilgileniyor.

Bütün bölgede yerler renk renk boyalarla kaplı ve bu boyaların bir şekilde işlenmesi gerekiyor. Elbette burada çalışan kadınların pazardakilere göre daha az kıyafeti bulunuyor. Elit kesimin kadınları kırmızı veya yeşil renkte ipek kıyafetler giyerken yoksul kadınların kıyafetleri ise daha koyu ve soluk tonlarda iken görünüşleri de kalitesiz gözüküyor.

Onlarla boya endüstrisinden ve elit kesimin kıyafetlerini boyama düşkünlüğünden konuşuyoruz.

Ekran goruntusu 2024 06 20 215435
Çok yorucu işlerde ve sıcağın alnında çalışıyorlar.

Bilim ve sanat kokuyor Bağdat sokakları

Öğlen yemeğini yedikten sonra ise gezimi bilimin merkezine, Beytü’l-Hikme’ye (Bilgelik Evi) giderek tamamlıyorum. Bilgelik Evi, Bağdat’ta çeviri hareketlerinden sonra bir hayli popüler olan yerlerden birisi. Bilim, tıp, astronomi ve tarih alanlarında birçok eserin Arapça’ya çevrilmesinin ardından Bağdat, bir sanat ve bilim yuvası haline geliyor.

Birçok kadın da burada okurken veya başka insanlarla tartışırken görülebiliyor. Özellikle edebiyat alanında da nispeten elit kesimde yer alan kadınları görebiliyoruz. Ancak bunun en iyi istisnai örneklerinden birisi Arib al-Ma’muniyya’dır. Arib, dönemin en ses getiren köle şairidir ve birçok eseri vardır.

Ekran goruntusu 2024 06 20 215917
Al-Biruni (Biruni) ve Al-Khwarizmi’nin (Harezmi) buluşlarından bahsediyoruz. Kendisi, buranın müdavimlerinden sayılabilirmiş.

Bilgelik Evi’nde birçok kadınla dönemin bilimsel gelişmelerinden bahsettikten ve birkaç sempozyuma katıldıktan sonra zamanımın dolduğunu anlıyorum. Şüphesiz Bilgelik Evi, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin her insanı kendisine okumaya davet ediyor. Yolculuğumun son noktasından sonra da bürolarımızdan birine istirahate çekiliyorum.

Gezgin Gamer’ın Seyir Defteri’nin sonraki bölümlerine dek keyifli haftalar efenim…

Bu makaleyi paylaş
By Muratcan Ös Genel Yayın Yönetmeni
Takip et
İsmim Muratcan Ös. MisteRNOOB'da Genel Yayın Yönetmeni ve Indie divizyonunun lideriyim. Üç seneyi aşkın yazarlıkla uğraşıyorum.
Yorum Yap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir