2025’in İddialı Bulmaca Oyunu! – Keeper İnceleme

Ödüllü Psychonauts 2'nin geliştiricilerinin yeni oyunu olan Keeper nasıl olmuş birlikte bakalım.

Bilal Yusuf Ersin
10 Dk Okuma Süresi
8.2
Keeper

Görsel hikaye anlatım tarzı kendimi bildim bileli hoşuma giden bir tarz olmuştur. Bu incelememizin de muhatabı olan Keeper, bu tarzın en güncel örneği olsa da bu türde, onun da öncesinde yılın oyunu olabilecek ve hatta olmuş birçok yapım piyasadan geldi geçti. Journey, Flower, Abzu, Limbo ve Inside gibi benzerleri çoğaltılabilecek bir sürü iyi yapım gördük geçirdik bu tarzda. Ve mutlulukla şunu diyebilirim ki, Keeper da kendini bu oyunların arasına rahatlıkla sokabilecek kaliteye ulaşmayı nispeten başarmış.

Gerçek üstü ögelerle bezeli hikayesi olsun, barındırdığı çeşitli ve oldukça fazla sayıda bulmaca olsun, yapım ağzımda oldukça güzel bir tad bıraktı. Kodu aldığım günün akşamında bitiş jeneriğini görmüştüm bile. Zaten Psychonauts 2 ile çokça övgü alıp yanında ödüller de kazanan Double Fine, dört yıllık bir aranın ardından Xbox çatısı altında yeniden bir başka kaliteli oyun çıkarabilmeyi başarmış.

Keeper ne anlatıyor?

Bahsettiğim görsel anlatım dili, son dönemin bağımsız yapımlarında çokça yer eden bir tarz olarak göze çarpıyor ve bu oyunda da yer ediyor. Keeper, metin bazında hiçbir şey sunmuyor desem yeridir. Sadece, keşfedilebilecek bazı ekstra alanlarda bulduğunuz birtakım antik yapıların başarımlarında -çok fazla bir şey anlamasam da- yapım size hikayenin geçtiği evrenin geçmişine dair bazı şeyler anlatıyor.

keeper

Gördüğüm şeyleri kağıda dökmek çok kolay olmasa da, oyunun evreninin içerisinde olup biten şeylerin kurallarının iyi verildiğini düşünüyorum. Karanlık tarafından sarılmış bir diyarda ana karakterimiz olan bir deniz fenerinin(!) ışığının; mekaniksel ve senaryo bazında yedirilmesi olsun, içinizi ısıtan hikayesi olsun, yapım fena bir iş çıkarmıyor anlatı konusunda.

Evrenin kendi içerisinde anlattıklarıyla çelişmeyen bir hikayesi olduğunu söylesem de, yapımın hâlihazırdaki reklam kampanyalarında bile vurgulandığı üzere bu oldukça sürreal yani gerçek üstü bir oyun. Özellikle son anlara doğru neler oluyor diye bir sorgulamaya girebilirsiniz. Fakat özellikle oynanış çeşitliliği anlamında senaryoda yaşanan değişikler; yapımı bayan bir hâle getirmek şöyle dursun, çeşitliliği arttıran mekanik eklemeleri sayesinde sizi oyun akışında tutmayı başarıyor.

Genel oynanış döngüsü ve bulmacalar

Keeper, birkaç defa söylediğim üzere oldukça çeşitli bir bulmaca kataloğuna sahip. Oyunun başında “normal” bir deniz feneri olarak başladığımız yolculuk, senaryo ilerledikçe ana karakterimizin büyük ölçekte dört kere ve birkaç kere de küçük ölçekteki bazı değişimlere maruz kalması üzerine ilerliyor. Bu da bulmacalara yaklaşım tarzınızı ve çözüm için arayacağınız yolları birinci elden etkiliyor.

Keeper’a ilk başladığımız sırada, normal bir deniz feneri olarak yaptığımız şey sadece bazı spesifik noktaları ışığımızla aydınlatarak engelleri aşmaya çalışmaktan ibaret. Kimi anlarda da yolculuğumuzun genelinde bize eşlik eden kuşu, -herhalde adı Çırpı idi- kendi ulaşamadığımız bazı yerlere göndererek mekanik bulmacalar çözdürmek ya da QTE( Quick Time Event) sekanslarla eşya toplatmamız gerekiyor. Bu kısımlar oyunun başından sonuna kadar değişmeyen tek oynanış kısmıydı diyebilirim. Fakat kafa yormanız gereken anlara sahne olduğundan, çok fazla tekrar ediyormuş hissine sebebiyet vermiyordu.

keeper

Normal deniz feneri olarak oynadığımız kısımlar oyunun geneline kıyasla en uzun sekansları barındırdığından, yapımcılar bazı ek yetenekler eklemiş karakterimize. Bunlardan ilki, bazı sembollerle etkileşime girerek oyunu farklı mekansal boyutlara taşımamıza olanak sağlıyor. Toplam 3 adet farklı boyut bulunuyor ve bunların hepsi de çözeceğiniz bulmacanın olduğu ortamı değiştirdiğinden, doğru boyutu bulmak ve bulduktan sonra ne yapmanız gerektiğine kafa yormak güzel bir tat katıyor yapıma.

Diğer bir ek özellik ise daha çok platform kısımlarını etkileyen süzülme özelliği. Hikayede ilerlediğimiz sıralarda ana karakterimizin etrafını saran bulutsu bir madde yardımıyla atladığımız yerlerden süzülme ve havada asılı kalma özelliği kazanıyoruz. Oyunda çok fazla süre alan bir özellik olmamasının yanında, genel olarak bulmacaları çözme şeklinizi de çok fazla etkilemiyor. Etkileşime gireceğiniz yere kadar platform kısımlarını hallettikten sonra yanınızdaki kuşu göndererek o şekilde bulmacaları çözüyorsunuz. Gereksiz demek ağır kaçar belki ama bulmacaları çözme şeklimizi etkilese daha güzel bir eklenti olurmuş.

keeper

Keeper’da, karakterimizdeki ilk ana değişim bir tekneye dönüşmesiyle(!) oluyor. Bunun sonucunda açık sulak alanlarda gezerek yine bulmacaları çözmeye çalışıyoruz. Fakat bu kısımların genelinde yanımızda kuş dostumuz bizimle olmadığından, etkileşime girerek çözmemiz gereken bulmacalar için haritada boş bırakıldığımız yerlerde bize yardımcı olacak bazı NPC’leri toplamamız gerekiyor. Tekne olarak oynadığımız kısımlar çok uzun olmadığı için baygınlık geçirtmese de, yer yer NPC’leri haritada ararken boşa vakit harcıyormuş hissine kapıldım. Aslında yeterli sayıda toplamamız gereken karakter sayısı bir tık daha düşük olsa, zaten hızlı olan tempoya daha fazla heyecan katarak daha tutarlı bir deneyim oluşturulabilirmiş. Lakin her şeye rağmen, engelleri aşma yollarının farklı olması ve mantığı anlayıp ilerlerken yaşanan tatmin güzel bir şekilde yer etmiş Keeper’ın bu kısımlarında da.

Keeper’da yaşanan bir diğer ana dönüşüm ise, karakterimizin sadece fenerinden ibaret kaldığı hızlı platform kısımları. Burada da biraz önce bahsettiğim bulutsu özellikte olduğu gibi bulmaca yönünde fazla yenilik olmasa da, oynaması gerçekten zevkli yerler barındırıyor. Önünüze çıkan karanlık engellerin zayıf yönlerine topaç gibi döne döne hızlana hızlana uçarak gitmek, etrafta sağa sola uçmak kesinlikle zevkliydi.

Yaşanan son dönüşüm ise, karakterimizin ne olduğunu ve nasıl tarif edeceğimi bilemediğim garip kanatlı bir “şeye” dönüşmesiyle yaşanıyor. Bu hâliyle oynadığımız sekanslar, oyunda en kısa yer eden kısımlar diyebiliriz. Taş çatlasa 20-30 dakika civarında bu formda oyunda ilerliyoruz ve sonrasında da zaten bitiş jeneriğini görüyoruz. Bu kısımlar, senaryo bazında hâli hazırda önceden size belirlenmiş şekilde ilerlemeniz gereken yerleri gösterdiğinden, yaptığınız tek şey dümdüz ilerlemekten ibaret desem abartmış olmam. Bulutsu kısmında etrafta uçarak zıplayarak ilerlediğimiz kısa anlar olsa da, yapım size bu formda ilerlediğiniz anların oldukça çizgisel bir yapıda olduğunu hissettiriyor. Mekaniksel anlamda en kıt bölümler bu kısımlardan oluşuyor. Fakat senaryoda hâli hazırda cliffhanger noktasında olduğunuzu bildiğiniz için, oynanıştan çok hikayenin finalini umursar durumda oluyorsunuz o anda.

keeper

Bir rehbere ya da herhangi bir ek materyale bakmadan kendi başıma oyunun dünyasında ilerleme işi, sizi bilmem ama benim o yapımdan aldığım keyfi en az birkaç kat arttırıyor. Bulmacaları kendi başıma çözebilmek, girilebilecek ekstra alanları kendi başıma keşfedebilmek gibi bana her şeyi ben yapıyorum illüzyonunun altından kalkabilen oyunlardan biri olmayı başarmış Keeper. Bulmacaları kesinlikle zor değil, oyun da sizi kaybolmanızdan ve zorlanmanızdan alıkoyacak kadar belirli şekillerde yönlendiriyor. Fakat bir ihtimal kafanız karıştığında bile üzerine kısa süre düşünmeniz dahi ilerlemenizi sağlayacak o hamleleri yapmanıza ön ayak oluyor. Keeper, basit yapısına rağmen, platform ve bulmaca oyunlarının olmazsa olmazı olan tatmin olma hissini size iyi bir şekilde yansıtmayı başarıyor ve oynanış kısmında size hiç de fena olmayan bir deneyim sunuyor.

Teknik sıkıntılar

Son zamanlarda incelediğim oyunların teknik kısımlarına dair ek başlıklar açtığımda fark ettim ki, neredeyse hepsinin ortak noktası Unreal Engine oyun motoruyla geliştirilmiş olmaları. Keeper da bu durumdan muzdarip ve bulunulan tercih birçok teknik sorunu da beraberinde getirmiş. Oyun kıran bir hataya rastlamasam da, yapımın neredeyse tamamında bitmek bilmeyen kare hızı duraksamalarıyla karşılaştım. Oyunda bu takılmaların sıklığı birçok yerde sinirimi bozmadı desem yalan olur. Ortada görsel olarak çok güzel bir iş olsa da bu grafik kalitesi, oyunun süresine oranla fazlaca yaşanan teknik sıkıntıların üstünü örtemiyor maalesef.

keeper

Takılmaların yanında yapım, serbest bir kameraya sahip olmadığından, bazı anlarda görmeniz gereken şeyleri göremiyorsunuz. Kimi anlarda da nereye gittiğinizi anlamdıramadığınızdan, girmemeniz gereken yerlere girmeye çalışarak karakterinizin takılmasına sebep olabiliyorsunuz. Çok uzun süreli sıkıntı oluşturmasa da, bu tür durumlar akıcılık açısından ve oyunun doğal illüzyonundan sizi uzaklaştırabiliyor.

Double Fine Productions tarafından geliştirilen ve Xbox Game Studios tarafından yayınlanan Keeper, 17 Ekim 2025 itibariyle çıkmış bulunuyor. Üstelik oyun, çıkışıyla birlikte Xbox Game Pass kütüphanesinde de yerini almış olacak. Eğer okuyacak farklı incelemeler arıyorsanız son zamanların çok konuşulan oyunu olan Silent Hill f incelememize de bir göz atabilirsiniz.

Keeper
8.2
İnceleme 8.2
Bu makaleyi paylaş
Takip
Ensemde teneffüs eden delilikten yazarak kurtulma çabasındayım.
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir