
Round 8 Studio tarafından geliştirilen ve NEOWIZ tarafından yayınlanan Lies of P, bana kalırsa bugüne kadar çıkmış Soulslike oyunların açık ara farkla en iyisi konumunda bulunuyor. Dark Souls formülünü çok iyi anlamış ve bunu kendi oyununa müthiş entegre etmiş rafine bir yapım vardı karşımızda. Özellikle oyunun sonuna baktığımızda çok iyi bir konsepti seri haline getirebileceklerini anlamıştık. Tabii ki bu çok iyi konseptten çıkacak olan DLC veya yeni oyuna dair açlığımız direkt olarak da başlamıştı.
Lies of P: Overture’ın oynanışına çok değinmeden, temelde nerelerde değişiklik yaptıklarını ve neyin yeni olduğuna dair konuşacağım bir yazı olacak. Dilerseniz başlangıçta hikayeden biraz söz edelim.
Lies of P: Overture’ın Hikayesi
Lies of P: Overture bizi geçmişe götürüyor, yani aslında ana oyundaki hikayenin temellerinin nasıl başladığını öğrendiğiniz bir DLC bu. Krat’taki ”Puppet Frenzy” olayının nasıl başladığından tutun birçok farklı sırra açıklık getiriyor. Hikaye tarafına ekstra odaklanmaları hoşuma gitti çünkü Soulslike/Soulsborne türlerindeki oyunların neredeyse hiçbiri hikayeyi ön plana koymuyor. Lies of P bu tarafta gayet net hikaye anlatan oyunlardan biriydi, DLC’sinde ise bu yönünü korumuş.

Gerek ara sahnelerle, notlarla ve çevreyle gerekse de konuştuğunuz NPC’lerle hikayeyi öğreniyorsunuz. Açıkçası benim oldukça da hoşuma gitti bu şekilde yapmış olmaları. Ayrıca çevreyi hikaye için çok güzel kullanan bir yapım haline de gelmiş. Genelde hikaye anlatıcılığında her oyun bu konuda ekstra özen göstermez ama Lies of P: Overture’da bu özeni görebiliyorsunuz.
Oynanışta yeni neler var?
Lies of P: Overture ekstra yeni mekanik eklemektense hali hazırda olan mekanikleri geliştiren bir DLC olarak ön plana çıkıyor. Yeni on adet silah eklenmiş ve bunların iki tanesi farklı türde silahlar. Yaylar ve pençeler bulabiliyorsunuz oyunda. Açıkçası ben soulslike oyunlarında hiçbir zaman yay kullanmaktan keyif almadım. Nitekim, Lies of P’deki yay kullanımı sanki daha eğlenceli geldi ama yine de sevemedim. Pençeler ise eğlenceli duruyor ama Str karakterimle pek de bizlik gibi hissettirmedi.

Ben bunlar yerine DLC’de gelen on silahtan biri olan Maniac’s Pinwheel Blade ile oynadım. Koştukça veya dash attıkça rüzgar gülü gibi olan pervanesi dönmeye başlıyor ve maksimum hıza ulaştığında dehşet hasarlar çıkarabiliyor.
Örnek olarak benim DLC öncesi +10 lvl olan silahım üç vuruşta 1500 hasar vururken Pinwheel Blade 3400 hasar çıkarabiliyordu aynı üç vuruşta. Dolayısyla oldukça eğlenceli bir teması olduğu için onu tercih ettim DLC’de onu bulduktan sonra.
10 adet silahın yanında iki adet de yeni Legion Arm bulabiliyorsunuz. Bence ikisi de oldukça kullanışlı. Biri pompalı tüfek edasıyla kullanılan bir Arm iken diğerinin ise dönen bıçaklar fırlattığınız bir yapısı var. Ben genel olarak ana oyunda kullandığım Puppet String’i kullansam da bu ikisiyle de oynamak oldukça eğlenceliydi. Bunların yanı sıra P-Organ kısmında artık daha önce Quartz’lar ile açtığınız özellikleri upgrade etme özelliği getirilmiş. Bu sayede artık daha da güçlenebiliyorsunuz.

NPC görevlerinin ise oldukça vurucu olduğunu söyleyebilirim. Bu DLC’de öğrendiğiniz her bilgide “Ulan bunu da mı yaptınız?” diyorsunuz. NPC hikayeleri ise ana hikayeyle kendi içlerinde çok güzel bağlantılara sahip. Ana oyundan daha başarılı NPC hikayeleri sunmuşlar DLC’de ve eğer ki Lies of P evrenine dair merakınız var ise sırları deştikçe oldukça hoşunuza gidecek bilgilerle de karşılaşacaksınız. Çünkü simyacılardan tutun Geppetto ve Efsanevi Stalker’a kadar her şey hakkında birçok şey öğreneceksiniz.
Bölüm tasarımları da aslında ana oyundan çok farklı değil. Öncelikle görsel olarak girdiğiniz her yer farklı ve güzel hissettiriyor. Ancak laboratuvar bölümleri hariç. Orası, sadece yer altındaki klasik laboratuvar olsa da bunun dışındaki mekanların hepsinin kendine has bir havası ve güzelliği var. Bölüm tasarımları açısından da genelde etrafı araştırmaya iten ve araştırdığınızda güzel şeylerle karşılaştığınız bir yapım var karşımızda. Zaten Round 8 Studio, Dark Souls bölüm tasarımlarını kendilerince çok güzel çözmüş ve basitleştirmişti. DLC’de de bunu korumayı başarmışlar ve keşfetmesi oldukça eğlenceli bölümlerle karşımızdalar.

Gelelim DLC’nin en önemli kısmına düşman tasarımları ve bosslar. DLC’deki bossları ve düşmanları tek kelimeyle anlatmamı isteseler ”Dengesiz” derdim. En basit düşmanlar bile ikişer geldiğinde resmen yok ediyorlar sizi hareket ettirmiyorlar. Poise kırmak oldukça zorlaştırılmış, dolayısıyla rahatça alt edebileceğiniz düşman sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Temelinde tasarımlar oldukça eğlenceli olsa da gereksiz zorladıklarını hissettim. Mesela Krat Hayvanat Bahçesi’ndeki hayvan düşmanlarla savaşmak kesinlikle eğlenceliydi ama bitmiyor savaş. Çok fazla elite düşman koymuşlar her yere ve bu yüzden sanki sürekli boss fight atar gibi normal canavar öldürüyorsunuz. Bu da aslında oyunun eğlencesini biraz kaçırmış. İlerleyen kısımlarda da bu pek değişmiyor o yüzden beni bu konuda hayal kırıklığına uğrattı.
Lakin düşmanların animasyonları, tasarımları ve saldırıları oldukça keyifli. Sadece zorluk tarafında neredeyse hiçbir dengeleme yapılmamış. Boss tarafındaysa yine bir boss çok iyiyken bir boss çok kötüydü. Tyrannical Predator ile olan savaşı çok saçma buldum diyebilirim. Sürekli saldırıyor, size bir açıklık yaratmıyor ve yaratsa dahi sadece bir kez vurabiliyorsunuz. Lakin bu bosstan sonraki boss oldukça iyi bir yapıdaydı. Markiona ile yaptığımız savaş herhalde hala daha en sevdiğim boss fight olabilir. Çünkü ikili boss olmasına karşın hiçbir haksızlık durumuyla karşı karşıya olmuyorsunuz, bu da bossu bir ayrı eğlenceli yapıyor. Bunlar dışında diğer bosslarda bu haksızlık hissini çok az yaşadım.

Aslında bu dengesizliği silahlarla da kurtarabilirlermiş ama nedense silahı güçlendirme gibi bir özellik getirmemişler.
Örneğin, ana oyunun Chapter 9’unda girebiliyorsunuz oyuna ve ben yine de ana silahımı +10 yaparak girdim DLC’ye. Ben polis batonu ile Wrench Head’i birleştirerek oynuyordum. DLC’ye geçtiğim anda çok güçsüz kaldım o silahla. İki vuruşla öldürdüğüm düşmanlar dört vuruşa çıkmış, çoğu elit düşman veya boss gibi 10-15 darbe yiyerek düşüyor yere. En azından hani DLC sayesinde silahı +15 falan yapabilseymişiz bir dengeden bahsedebilirmişiz. Çünkü DLC’deki zorluğun en büyük sebeplerinden biri düşmanların çok canının olması. Resmen düşmanı kesmeye yetmiyor hasarım ve bu yüzden dövüşlerin anlamsız uzadığını hissettim. DLC aşırı zor da değil bu arada ama o dengesizlik hissi, beni soulslike oyunlarından aşırı soğutuyor. Sanki düşman tasarımlarıyla o zorluğu yakalayamamışlar da, düşmanların canını hasarını arttırarak kolaya kaçmışlar gibi geliyor.
Lies of P: Overture bu sorunlar dışında aslında çok güzel bir DLC. Çevre tasarımları, görselliği ve hikayesiyle gerçekten çok güzel düşünülmüş bir iş. Düşman ve boss tasarımları her ne kadar güzel olsa da aşırı dengesiz hissettiriyor ve ister istemez P-organ geliştirmeleri de aşırı etki edemiyor oyuna. Dolayısıyla düşmanlarınız aşırı güçlenirken siz hep aynı noktada kalıyorsunuz gibi geliyor. Yine de ekledikleri zorluk sistemi sayesinde belki de düşük zorluklarda çok daha rahat ve eğlenceli bir hale geliyor olabilir. Şahsi olarak bir deneyim etmedim.
NEOWIZ tarafından geliştirilen ve yayınlanan Lies of P: Overture DLC’si, 7 Haziran 2025 tarihinde çıkış yaptı. Eğer farklı bir inceleme okumak istiyorsanız Day Zero erken erişim incelememize göz atabilirsiniz.