Bir Köklerine Dönüş Hikayesi? Assassin’s Creed Mirage İncelemesi

Assassin's Creed Mirage ile oyunculara serinin özlenen duygularını hissettirmeyi amaçlayan Ubisoft, istediğini başarabilmiş mi?

Bora Berk Coşgun
Bora Berk Coşgun - Yazar
17 Dk Okuma Süresi
Assassin's Creed Mirage
7.5
Assassin's Creed Mirage

Ubisoft’un geliştiriciliğini üstlendiği Assassin’s Creed serisinin son oyunu olan Assassin’s Creed Mirage’ın incelemesine geçmeden evvel serinin bugünlere nasıl geldiğini hatırlamakta fayda var. Köklü seriye isim veren oyun Assassin’s Creed, 2007 yılında piyasaya sürüldü. Oyuncuları hem olumlu hem de olumsuz şekilde şaşırtmayı başaran yapım, farklı tarzı ile övgüleri topladı. Oynayan büyük bir kısmın gördüğü potansiyeli Ubisoft da görmüş olsa ki hemen iki yıl sonra Assassin’s Creed 2’yi yayınlamıştı.

Önceki oyunun eksiklerini ve hatalarını bu yapımla gideren geliştirici, doğal olarak oyunun çıkışında da basın ve oyuncu topluluğu tarafından çok büyük bir ilgi topladı. Daha sonrasında yıllar sürecek olan serinin en yüksek puanlı oyunu olacak olan ve firmaya büyük umutlar veren Assassin’s Creed 2, 2023 Ekim ayına kadar uzanan bu serüvenin kapılarını bizlere açtı ve oyun dünyasına adını altın harflerle yazdırdı.

2023’e kadar uzanan bu serüven tabii ki birçok oyunla devam etti. Ana seri oyunlarını sayarsak 16 yılda 13 oyun çıkışını gerçekleştirdi. Fakat 2017 yılında seride çok köklü bir değişikliğe gidildi. MÖ 49-43 yıllarında Antik Mısır’da geçen Assassin’s Creed: Origins; önceki oyunun temelindeki oynanış mekaniklerini çıkarmış ve onların yerine oyunu tam bir Open World, Level-Based RPG formuna getirmişti. Genel itibariyle 20-25 saat süren oyundan bir anda 60-80 saatlik oyunlara geçilince doğal olarak oyuncu kitlesi de büyük bir şok yaşamıştı.

inventory

Serinin yeni oyunları her ne kadar yadırgansa da kötü inceleme puanlarına sahip değillerdi. Çok yüksek satış sayılarına ulaşıyor ve ilgi görmeye devam ediyordu. Bir yıl sonra çıkış yapan ve bu sefer Antik Yunanistan’da geçen Assassin’s Creed: Odyssey, oynanışı ve temasıyla ön plana çıkmıştı. Basın tarafından sevilse de oyuncular tarafından tam olarak kabul edilmediğinin farkına varan Ubisoft; Bir sonraki oyunları Assassin’s Creed Valhalla üzerinde daha çok çalışacaklarını ve yılda bir oyun formundan çıkaracaklarını belirtmişti.

Buna istinaden aslında son oyuna DLC olarak çıkarılması planlanan ve Valhalla’daki Basim karakterini ele alan Assassin’s Creed Mirage’ın çapı büyütülerek tam bir oyun halinde piyasaya sürüldü. Benim gibi açık dünya oyunlarından yorulmuş ve çizgisel oyun açlığı çeken oyuncuların özlemini kapatmayı hedefleyen Ubisoft bakalım ne kadar başarılı olmuş.

Assassin’s Creed Mirage hikayesine göz atalım

Assassin’s Creed Mirage; milattan sonra 9. yüzyılda, Bağdat’ta yaşayan Basim’in hikayesini anlatıyor. Basim; sürekli “Jinni” adında bir kâbus gören, bu durumdan rahatsız olan birisi. Fakat bu, Bağdat sokaklarında ve pazarlarında faaliyet gösteren en ünlü hırsızlardan birisi olmasına engel değil.

Bu kâbusa rağmen işine yıllarını veren ve kendini bir hırsızdan daha üstün gören Basim, amacından ve motivasyonundan sıkılmış durumda buluyor kendisini. Bulduğu her fırsatta kendini üst mevkilere pazarlamaya çalışan ana karakterimizin bu girişimleri ne yazık ki hep hüsranla sonuçlanıyor.

Spoiler!

Kendisini kanıtlamak uğruna gözünü karartmış olan Basim, Bağdat’ın en büyük köşklerinden birisine gider ve çok daha büyük bir hırsızlık girişiminde bulunur. Oraya vardığında bir grup maskeli insanların, Bağdat’ın en korkulan kişilerinden birisini tıpkı bir yavru kedi gibi ağlattığını ve ona sahip olduğunu görür. Odanın boşalmasının ardından zorlayarak sandığı açmayı başaran Basim gizemli tokeni görür ve hikaye de orada başlar.

Daha sonrasında oraya birlikte gittiği arkadaşı Nehal’in ana karakterimizi kurtarmak için ‘Token‘ koruyucusunu öldürmesinin ardından bir kaçış başlar. Kaçış sonrasında ileride Master’ımız olacak Roshan‘ın desteğini alarak kurtulan Basim’in; intikam arzusuyla birlikte kapalı kapıların ardında neler döndüğünü öğrenmeye çalışma hikayesi, bu olaylardan sonra başlar ve ‘Hidden One‘ olma yolunda ilk adımını atar.

Oynanışta eskilerden esintiler var mı ?

Evet, oynanışta kesinlikle eskilerden esintiler var. Önceki üç oyunun aksine Assassin’s Creed Mirage’da seviye tabanlı RPG ögeleri neredeyse kaldırılmış. Oyunda artık bir seviye sistemi yok. Bu da sizi sürekli kendi seviyenizi düşmanlarla eşitlemek için zorunlu olarak yan görev yapmaktan ve saatler harcamaktan kurtarıyor. Bu yeni düzenle birlikte daha çizgisel bir hale gelen yapımın oynanışı da büyük oranda rahatlamış.

iconic

15 saatte bitirdiğim Assassin’s Creed Mirage’ın başından sonuna kadar neredeyse aynı silahlarla oynadım. Evet, gerçekten 15 saat boyunca neredeyse hiç silah değiştirmedim çünkü gerek duymadım. Her silahın üç seviyeli yükseltme seçeneği mevcut. Düşmanlarınızın üstünden, sandıklardan ve sokaktaki vatandaşlardan ‘pickpocket’ yapmak usulüyle gerekli materyalleri toplayarak yükseltmeleri yapabiliyoruz. Şunu eklemeliyim ki eğer gerçekten iyi bir gizlilik oyuncusuysanız yükseltmenize gerek bile kalmayabilir. ‘Hidden Blade‘ oyunun içerisine mükemmel bir şekilde yedirilmiş ve gizlice ilerlerken düşmanları tek bir hamlede indirebiliyor.

Ayrıca eski oyunların havasını yeniden yaşatan ufak, tatlı detaylar da mevcut. Bunlardan ilki ayarlar sekmesinde bulabileceğiniz “Iconic Color Filter.” Bu filtreyi aktif ettiğiniz zaman eski oyunlardaki o mavi renk tonu ekrana uygulanıyor ve oynamaya o şekilde devam ediyorsunuz. İkinci olarak da sokakta gezen, duran veya yürüyen toplulukların içerisine yürüyerek karışınca görünmez oluyor ve takibinizdeki korumalardan kolayca kaçabiliyorsunuz. Buna ek olarak oturunca saklanma özelliği de bulunmakta. Bu özellik görevlere de yedirilerek çok kez birilerine kulak misafiri olmak için kullanılmış.

Assassin’s Creed Mirage, karakterinizin nasıl göründüğüne de önem veriyor. Serinin yeni oyunuyla beraber ‘Customization’ hala devam ediyor. Kostüm setleri, farklı özelliklere sahip olan ‘outfit’ler, her daim yanınızdaki gözcünüz Endiku’ya özel skinler ve uzak mesafeleri gitmenizi kolaylaştıran atınız veya deveniz için de farklı tasarımlar mevcut.

Gizlilik ve bölüm tasarımları

Gizlilik, oyunun en çok odaklandığı nokta diyebiliriz. Bölüm tasarımları da tamamen gizliliğe odaklı olarak kurulmuş ve düşmanlarımız o düzene göre yerleştirilmiş. Assassin’s Creed Mirage’da gittiğimiz görevlerin çok büyük bir kısmında büyük yapılar ve geniş alanlar bizleri karşılıyor. Bunlar tabii ki bize birçok da avantaj sağlıyor.

Örneğin bir senaryo açısından konuşalım. Çimenler ve çalılıkların içerisinde gizlice ilerledikten sonra çatıya doğru tırmanıyoruz. Sonrasında duvarda asılı dururken uzağımızda olan korumayı ıslığımız ile kendimize yaklaştırıp onu “assassinate” yaparak öldürebiliyoruz. Çatıya çıktık, biraz ilerledik ve üç kişilik bir düşman grubuyla karşılaştık. Hemen sessizce öldürerek doldurduğumuz “Assassin Bar”ı etkinleştiriyoruz ve birden fazla düşmanı bu yetenek sayesinde bir saniyede etkisiz hale getiriyoruz. Ardından bizi gören fakat gizlice öldürebileceğimiz bir menzil içerisinde olmayan düşmanı fırlatılabilir bıçak ile tek hamlede indirebiliyoruz.

focus kill

Peki, fırlatılabilir bıçağımız bitti. O zaman ne yapabiliriz sorusunun cevabı da şu şekilde: Oyunda yanımızda birden fazla ekipman taşıyabiliyoruz. Onlardan birisi de uyku oku. Uyku oku fırlatarak düşmanımızı 20-30 saniye boyunca etkisiz hale getirebiliyor istersek yanına yaklaşarak onu öldürebiliyoruz.

Bir diğer önemli ekipman ise sis bombası. İstersek uzağa fırlatıp kalabalık grupları bilinmez bir durumun içinde bırakabiliyor istersek de çevremizi saran kalabalık gruplardan kolayca kaçabiliyoruz. Buna örnek olarak da yakalandığımızda çevremizi 5-6 veya çok daha fazla düşman sarabiliyor. Onların hepsiyle başa çıkmak çok zor çünkü Assassin’s Creed Valhalla’da da bulunan Stamina barı devreye giriyor ve bizi hareketsiz bırakıyor. İşte tam orada sis bombasını yere atıp sessizce kaçabiliyor ve yeni bir plan uygulamaya başlayabiliyorsunuz.

Parkur mekanikleri

Parkur mekaniklerinden önce belirtmem gereken bir şey var. PC’deki kol desteği mükemmel çalışıyor. Oyunu bilgisayar üzerinden DualSense ile oynadım ve oyunun başından sonuna kadar hem kontroller hem de titreşimler sorunsuz bir şekilde çalıştı. Tetik hassasiyeti ise maalesef ki yoktu. L2 ve R2 tuşlarına çok bir işlev atanmamasından dolayı ne yazık ki oralar da biraz eksik kalmış.

parkur

Parkura geçersek önceki Assassin’s Creed’lere göre çok daha rahat bir parkur ve tırmanma mekaniği olduğu açıkça ortada. Daha yumuşak bir şekilde hareket edebiliyor ve tırmanışları gerçekleştirebiliyoruz. Fakat hissedilen o sığlık ve istenmeyen hareketlerin yapılmasının önüne maalesef ki geçilememiş. Her ne kadar bazı zamanlarda sinir bozucu olsa da alıştıktan sonra akıcılığı sağlayabiliyorsunuz.

Basim’in istemediğiniz yerlere tırmanması, eğilip yürürken bir anda bazı objelerin üzerine çıkıp orada takılı kalması ve panik halinde düşmanlardan kaçmaya çalışırken istemediğiniz yerlere tırmanması veya tutunması ne yazık ki sinir bozucu kısımlardan.

Harita, açık dünya ve kültür

Harita hâlâ bir açık dünya. Senkronize olduğunuz taktirde belirli lokasyonlar arasında seyahat yapabiliyorsunuz. Yapamadığınız noktalarda da atınız-deveniz yardımınıza koşuyor. Ulaşım aracınıza binip haritada işaretlediğiniz yere “Yolu Takip Et” derseniz otomatik olarak oraya gidiyorsunuz.

Harita alışık olduğumuz diğer oyunlara göre küçük. Fakat Assassin’s Creed Mirage’ın çapını düşündüğümüzde gayet yeterli kalıyor. Haritanın hemen hemen her yerinin görevlerle doldurulmasından kaynaklı boş hissetmiyor ve manzaraların tadını çizgisel görev yapısı sayesinde sırasıyla çıkarabiliyorsunuz.

Harita, yerleşim yerleri ve binalar size kültürü yansıtmayı başarmış. Gezerken bolca ezan sesleri duyuyor, Arapça konuşmalara şahit oluyor ve binaların, yapıların renklerine bakarak bile birçok şeyin farkına varabiliyorsunuz. Kültürü yaşamanıza yardımcı olan bir diğer detay ise kullanılan isimler. Mesela Ali, Esma, Nehal(Nihal) ve Derviş gibi tanıdık isimler mevcut. Tüm bu atmosferlerden kaynaklı olarak Assassin’s Creed Mirage oynarken 9. yüzyıldaki Bağdat’ta gibi hissediyorsunuz.

Bagdat

Gizlilik iyi demiştik peki ya diğer mekanikler ?

Yazının başlarında da bahsettiğim gibi maalesef ki yakın dövüş mekanikleri çok arka plana atılmış. Evet, Assassin’s Creed Mirage sizi gizliliğe itiyor ve gizlilik yapmanızı istiyor animasyonlar ve hissiyat o tarafta çok gelişmiş ama bazı zamanlar hatalarınızdan kaynaklı olarak kendinizi savaşın ve kargaşanın içerisinde buluyorsunuz. İşte o kısım ne yazık ki olmamış. Yakın dövüş sadece 3 tuştan ibaret. Gamepad ile oynayanlar için L1 ile ‘Parry’ yapıyor, R1 ile vuruyor ve Kare tuşu ile de ‘Dodge’ atıyorsunuz. Bu da bir miktar sığ ve tekdüze hissettiriyor.

Geliştiğinizi hissetmek ve sizi tekdüzelikten kurtarmak için yetenek ağacını oyunda tutmaya devam etmişler. Maalesef orası da çok daha basit bir hale getirilmiş. Üç daldan oluşan yetenek ağacında sırasıyla; gizlilik (içerisinde 1-2 tane yakın dövüş geliştirmesi de var), ekipmanlar ve hırsızlık, son olarak da Endiku yani gökteki gözünüz için bulunuyor.

Assassin’s Creed Mirage’da kalkan level sistemi yerineyse rütbe sistemi getirilmiş. Oyunda ilerledikçe ‘Hidden One’lar içerisindeki rütbeniz artıyor, bu artışla birlikte de bazı kostümlere sahip oluyorsunuz.

Görev yapısı ve yan görevler

Assassin’s Creed Mirage’ın görev yapısı çizgisel bir yapı üzerine kurulu. Genel olarak ilerleyiş de şu şekilde; Çok sayıda düşmanın olduğu bir alana gidiyoruz. Ardından tepedeki gözcümüz Endiku ile etrafa bir göz atıyoruz. Bu sayede hem ne tür düşmanlarımızın olduğunu hem de orada nasıl bilgi toplayacağımızı öğrenebiliyoruz. Bu tabii ki her zaman da böyle olmuyor. Düşmanların içerisinde yerini bilmediğimiz bir keskin nişancı Endiku’yu vurarak onu saf dışı bırakabiliyor. Ardından da iş başa düşüyor. Etrafı tarayabildiğimiz özel görüşümüz sayesinde düşmanları ve oradaki iş olanaklarıyla ipuçlarının yerlerini belirleyebiliyoruz.

İş olanakları ve ipuçları çoğunlukla oranın yerlilerinden çıkıyor. Onlarla kısaca konuşmak bazen işi tatlıya bağlasa da maalesef ki sonuç her zaman aynı olmayabiliyor. Olumsuz giden tarafta çoğunlukla iki seçenek bulunuyor; ya karşı tarafın size verdiği görevi yapmak ve karşılığında bilgiye sahip olmak ya da onlara rüşvet vermek. Rüşvet de topladığımız paralarla vs. verilmiyor. Şehirde dolaşırken zengin yerlilerden “pickpocket” yaparak çaldığınız Tokenler ve Bribe’ler rüşvetlerin en büyük pay sahipleri. Tabii ki bunlar sadece rüşvet vermek için de toplanmıyor. Topladığınız bu eşyalarla birlikte sokaktaki satıcılara giderek %10 indirim de yaptırabiliyor ve alacağınız yeni kıyafetleri, silahları veya eşyaları indirimli bir şekilde satın alabiliyorsunuz.

Ayrıca bu Token ve Bribe’lerin kullanıldığı bir nokta daha var. Oyunda şehirde işlediğiniz suçlara göre dolan bir bar mevcut. Üç kademeden oluşan bu barın doluluk oranlarına göre şehirlilerin size olan agresifliği de artıyor. Size benzeyen posterleri duvarlara asmak, “ben bu yüzü bir yerden tanıyorum” veya “bana bir yerlerden tanıdık geliyorsun” diye bağırmak bunlardan birisi. Peki Token ve Bribe bunlarda ne işe yarıyor? Posterleri elinizle koparıp önüne geçebiliyorsunuz fakat bütün gün boyunca görünüşünüzü ve yaptıklarınızı bağıran habercilere hiçbir şey yapamıyorsunuz. Token ve Bribe da burada devreye giriyor. Gidip habercilere gizlice rüşvet teklif edebiliyor ve aranma barının doluluk oranını azaltabiliyorsunuz.

Yan görevler ise yok denecek kadar az. Kontratlar alabiliyorsunuz veya şehirdeki toplanabilecekleri toplayıp götürülmesi gereken yerlere teslim ediyorsunuz. Ben ek olarak başka yan görevlerle karşılaşmadım. Zaten gerek de yok. Oyunun ana görevleri gayet akıcı ve sizi tatmin ediyor.

fight

Grafikler ve optimizasyon

Oyunun grafikleri Assassin’s Creed Valhalla ve Assassin’s Creed Odyssey’in gerisinde kalmış. Yapıların taşları, samanlar, NPC’ler ve özellikle karakterlerin yüzleri ve mimikleri. Yüzler ve mimikler noktasında oyun ne yazık ki sınıfta kalmış ve diğer oyunlarında yakaladığı başarıyı sürdürememiş.

Optimizasyon konusuna gelirsek grafiklerin çok iyi olmamasının bir avantajını burada görüyoruz. Oyunun sistem gereksinimleri gerçekten çok düşük. 6 yıllık ekran kartlarıyla bile 30 FPS oynanabilen oyun, yeni nesil ekran kartlarında çok daha iyi bir performansa sahip. Nvidia DLSS, AMD FSR ve Intel XeSS teknolojilerine sahip olmasıyla Assassin’s Creed Mirage, FPS konusunda cömert.

Oyunu 3 farklı donanımda test etme şansım oldu. Bunlar sırasıyla RTX 3050 Laptop, RTX3060 TI ve RTX 4070. Oyunu 1080P’de Ultra High ayarlarda ve DLSS Quality modunda modunda sorunsuz şekilde 80+ FPS oynayabildim. Fakat bu durum RTX 3050 için aynı değildi. 4 GB VRAM’li ekran kartımın gücü maalesef ki buna yetmedi ve bazı ayaları Medium-High sınırlarına çekmek zorunda kaldım.

Assassin’s Creed Mirage özellikle Ultra ayarlarda çok şık ve keskin gözüküyor. Estetikliği ile Bağdat’ı size yaşatması da zevk veren ayrı özelliklerden birisi. Ayarlar düştükçe her ne kadar çamurlaşma başlasa da tatmin etmeyi başaran oyun genel olarak giriş-orta segment bilgisayarlarda bile 60 FPS vermeyi başarıyor. Lakin Mirage, her ne kadar benzer teknolojilere sahip olsa da ışın izleme teknolojisini bulundurmuyor.

Ubisoft’un yeni Assassin’s Creed oyunu Mirage; PS5, PC, PS4, Xbox One, Xbox Series için 4 Ekim 2023 tarihinde çıkış yaptı. son olarak okuyacak başka bir inceleme arıyorsanız NetherRealm Studios’un elinden çıkan Mortal Kombat 1 inceleme yazımıza da göz atabilirsiniz.

Assassin's Creed Mirage
Assassin's Creed Mirage
7.5
İnceleme 7.5
Bu makaleyi paylaş
Takip et
Oyunları seviyorum.
Yorum Yap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir