Ad image
Ad image

Kût’ül-Amâre’den Çanakkale’ye Gerçekçi Bir Savaş Oyunu: Gallipoli İnceleme

Bilal Yusuf Ersin
10 Dk Okuma Süresi
8.1
Gallipoli İnceleme

Giriş

Anafartalar Zaferinin yıldönümü olan 10 Ağustos’da, Seddülbahir Kalesi’nde özel bir tanıtımla birlikte bizlere sunulan Gallipoli oyunu 20 Ağustos tarihinde oyunseverlerin karşısına çıktı. Yapım; PC, Xbox Series X/S ve Playstation 5 için çapraz platform desteğiyle birlikte lansman yaptı ve çıktığı günden bugüne ortalama 2-3 bin civarında aktif oyuncu sayısına sahip. Oyunun yakın zamanda çıkmasının etkisiyle, botlara denk gelmeden gerçek oyuncularla oynama şansına da sahibiz anlık olarak.

“WW1 Game Series” serisi ile tanınan BlackMill Games tarafından geliştirilen oyun, Verdun, Tannenberg ve Isonzo gibi gerçekçi savaş deneyimi sunan yapımlarla ün salmış bir stüdyo olarak, iyi yaptıkları bu şeyi yeni oyunlarıyla da devam ettirip önümüze sunmuşlar. Ayrıca oyunu Türkçe dublaj da dahil olmak üzere tamamen Türkçe bir şekilde deneyim edebiliyorsunuz. Normal fiyatından da yüzde 25 daha ucuza lansmana özel 7.49 dolara da alınabilir durumda.

Oynanış ve Atmosfer

Daha önce WW1 Game Series serisinden hiçbir oyunu deneyim etmemiş biri olarak Gallipoli benim için bir ilk oldu. Her ne kadar zamanında Battlefield ve Call of Duty gibi oyun serileriyle birinci ve ikinci dünya savaşı temelli yapımlar deneyim etmiş olsam da, çoğu arcade denebilecek türde, akıcı, hızlı ve dinamizm odaklı oynanış sunan işlerden oluşuyordu. Bu yüzden Gallipoli’de ilk maçıma girişimle birlikte bir afallama yaşamadım desem yalan olur. Oyunun taktiksel, gerçekçi bir oyun olduğunu bilmeme rağmen o ağırlığa alışmam biraz zaman aldı.

Bir kere hızlı aksiyon arayan, gideyim koşarak adamları tarayayım diyerek oynayabileceğiniz türden bir oyun olmamış. Ne yalan söyleyeyim bu tarzda çok oyun oynamamış biri olarak bu tür oldukça hoşuma gitti. Yanındaki insanlarla beraber 2 adım ileri gitmek için sürüne sürüne siperlere gitmeye çalışmak, vurulmamak için canhıraş bir edayla oradan oraya panik halinde ilerlemek oldukça hoş ve güzel bir gerilim katmış yapıma.

Gallipoli’deki gerilim hissini sağlayan şey ise, tek mermide ölüp öldürme özelliği olmuş. Arcade savaş oyunlarının aksine düşmanın nerede olduğunu tam göstermeyen sade bir hud arayüzü de işin içine girince, bu kaotik savaş ortamında kimin nereden çıkacağını bilmeden ağır ağır ve dikkatli oynamak yapımda bir opsiyon değil zorunluluk olarak yer etmiş. Çünkü her kafanızı siperden çıkardığınızda bir mermi sonucu ölme ihtimalini göz ardı etmemeniz gerekiyor. Oyunda bacağınız gibi hayati olmayan yerlerinizden vurulmanız halinde yerde bir süre can çekişerek arkadaşlarınızın sizi canlandırmasını bekliyorsunuz. Ya da isterseniz pes ederek yeniden doğabiliyorsunuz.

Dikenli tellere takılma, yakınınıza bomba düşmesi gibi durumlarda ölmeseniz bile hem korku ve panik halinde oluyorsunuz hem de ağır yaralandığınız için kendinizi bandajla iyileştirmeniz gerekiyor. Tel ile yaralanma kısmı gerçekçi ve güzel bir fikir olsa da bazen çimlerin arasındaki bir teli görmeden içine dalmanız durumunda ise içinden çıkmanız çok uzun sürüyor. Eğer yakınınızda düşman birlikleri varsa geçmiş olsun, büyük ihtimalle yarım saniye içerisinde kurşun yağmuruna maruz kalacaksınız.

gallipoli 21

Animasyonlarla ilgili bir diğer şikayetim de evlere girip çıkarken oluşan bir sorundan ötürü oldu. Gallipoli’yi oynadığım süre boyunca hangi eve girmeye çalışırsam çalışayım, kapılarında yer alan basamak yüksekliğinden ötürü karakter normal haliyle giremedi hiçbir zaman. Ayarı tutturarak zıplamak ancak eve girmenizi sağlıyor. Bu durumu tek yaşayan ben miyim bilmesem de can sıktığını söylemem gerek.

Biraz önce bahsettiğim panik ve korku halinin oynanışa etkisinden bahsetmezsem olmaz çünkü bu durum gerçekten hoşuma giden bir diğer özellikti Gallipoli’de. Bahsettiğim üzere, yakınına bomba düşen ya da çok yakından kurşun geçtiğinde karakterimiz korkudan gözünü karartıyor ve nişan alırken daha fazla sağa sola yalpalayarak etrafa bakıyor. Hem ekranın kararması hem de nişan almanın zorluğu da bu duruma eklenince, eğer rakip sizle aynı durumdan muzdarip değilse yüksek ihtimalle siperden kafanızı çıkarmanın bedelini canınızla ödüyorsunuz.

Silah seslerinden bahsetmişken de, silahların oyunda kullanımı oldukça tok hissettiriyor. Nişan alırken silah elinizden kayacakmışçasına karakterinizin yalpalaması ve titremesi olsun, adam vurduktan sonra oluşan tatmin edici vuruş hissi olsun, silah kullanımı oldukça güzel bir deneyim sunuluyor Gallipoli’de. Fakat tüfek anlamında aşırı fazla seçenek yok gibi geldi bana, oyun burada çeşitliliği sınıflardan yana kullanmış sanırım. Karakterim şu an çok yüksek bir seviyede olmamasının bunda bir etkisi var mı bilmesem de, en fazla 4-5 tane tüfek çeşidi var ve istatistikler bazı değişikler haricinde o kadar da göze çarpan farklılıklar barındırmıyorlar.

Oyunda yer eden Türkçe seslendirme ve menüde çalan o döneme ait türküler de Gallipoli’nin atmosferine güzel katkı sağlayan bir eklenti olmuş. Çanakkale gibi zorlu bir savaş ortamını bu ağır mekaniklerle ve o fena olmayan seslendirmeyle oynayınca, özellikle Osmanlı tarafında oynayanları zaman zaman coşturabilecek güzel bir kombinasyon oluşmasını sağlamış.

Sınıflar

Gallipoli’de bulunan sınıflar da oyuna güzel bir derinlik katmış. Ve oyunu sadece adam öldürme oyunu olmak kurtaran yegane eklenti olmuş. Daha rahat ilerlemek için yerleştirilen siper noktaları, HQ noktalarını elde etmek için etrafa koyulan veya yıkılan barikatlar gibi ögeler, güzel bir taktiksellik de eklemiş yapıma. Sınıflar da bu taktikselliğe güzel bir şekilde ayak uyduran birimlere de sahip. Mesela mühendis olarak oynarsanız bu tür yapım ve yıkım işlerinde daha hızlı oluyorsunuz. Cephaneci seçerseniz de etrafa insanların mermi doldurabileceği çeşitli noktalar inşa edebiliyorsunuz.

gallipoli

Diğer birimlerden kısaca bahsedecek olursam da, ağır makineli tüfekçi ile Osmanlılar’da bulunmayıp İtilaf Devletleri’nde bulunan hafif makineli tüfekçi, adları üstünde makineli tüfek taşıyıp yerleştirebiliyorlar. Fakat Selman-ı Pak gibi çok açık alanlara sahip haritalarda yer yer dezavantajlı konuma düşebiliyorlar. Gözcüler, silahlarıyla daha iyi nişan alıyor ve ayakta da olsa siperde de olsa belli bir süre etrafa baktığında görüş açısındaki düşmanları görebiliyor. Uzaktaki bir hedefi, takımına avantaj sağlayacak şekilde dürbününüzle gözlemleyebilmenizi sağlıyor. Bombacılar da envanterindeki 3 adet bombayla gezme yeteneğine sahip. Piyade eri ise dümdüz bir asker, tek özelliği silahı tutarken daha az sallandırması.

Favori iki sınıfım keskin nişancı ile subay oldu. Subay, adam öldürmeden hızlı puan almanızı sağlayan çok güçlü, pasif bir emir verme yeteneğine sahip. Bu özellik sayesinde bombardıman toplarına ve uçaklarına emir vererek belirli yerlere top atışı yaptırabiliyor ve rastgele denk gelen atışların sonucunda ölen düşman askerleri sayesinde bolca puan toplayabiliyorsunuz. Keskin nişancı da klasik keskin nişancı tüfeğiyle etrafta gezen biri. Fakat o dönemin şartlarına sahip bir silahla oynuyorsunuz. Etrafınızda döndüğünüz anda sizinle beraber dönen bir dürbün ve nişangah bulunmuyor. Gecikmeli bir şekilde sizin hareketlerinizi takip eden bir dürbün var.

Gallipoli’ de özel birliklerin sınırlandırılması ve sayılarının orantısı oyunu oldukça dengeli hale getirmiş. Battlefield 1’deki gibi kafanızı yukarı kaldırdığınızda 50 tane keskin nişancının size baktığını belli eden dürbün parlaklıklarıyla karşılaşmıyorsunuz yani. Oyunun bence en efektif sınıfları olan subay ve keskin nişancının her takım için birer adetle sınırlandırılması güzel bir karar olmuş. Ayrıca oyunda herhangi bir sürülebilir araç da bulunmadığından, o tarafta oluşabilecek dengesizliği de önlemiş. Ekleyip de dengeleseler diyeceğim fakat yıllardır DICE’ın bile Battlefield markasında çözemediği bu sorunu BlackMill Games’in çözmesi de çok gerçekçi gelmiyor maalesef.

Haritalar ve Optimizasyon

Arıburnu, Süveyş, Ertuğrul Koyu, Selman-ı Pak, Kut’ül Amare olmak üzere Gallipoli’de 5 adet harita yer alıyor. Hepsi de oyunun ağır temposuna uygun haritalar. Birkaç metre ilerleme için binlerce askerin öldüğü Birinci Dünya Savaşının siper mücadelelerinin havasını iyi temsil edecek şekilde dizayn edilmişler. Genel olarak oyunun dengesini koruyan güzel haritalar olduklarını söyleyebilirim.

Ekran Goruntusu 20260825 231008

Optimizasyon konusuna gelirsek ise; Intel i5-12450HX, 16 GB Ram ve RTX 4060’lı laptopumda, oyununun bana önerdiği orta ayarlarda 80 civarı bir kare hızı aldım. Milisaniyelik reflekslerden ziyade gözlem ve sabrın önemli olduğu böyle bir oyunda bu yeterli geldi bana fazlasıyla. Unity 6 ile geliştirilen Gallipoli, görsel olarak mükemmel olmasa da kötü de olmayan bir görüntüye sahip. Atmosfere uyum sağlayan ışıklandırma ve renk paleti de oyunun Osmanlı Cepheleri’ndeki ağırlığını güzel yansıtmış.

Sonuç

Gallipoli, beklediğimden daha fazla keyif aldığım bir oyun oldu. Hem oturaklı mekanikleriyle, hem de sizi savaşta olduğunuzu hissettiren atmosferiyle oldukça başarılı bir iş olmuş. Arcade tarzı aksiyona fazlasıyla alışkın oyuncular, biraz oyunu garipseyebilecek olsa da, yeterince sabırlı biriyseniz ve oyunun dinamiklerine alışırsanız, karşınızda sizi hayal kırıklığına uğratmayacak bir iş olduğunu söyleyebilirim. Şu an %25 indirimle 7.49 dolara satılan yapımın, fiyatıyla üzmeyecek bir oyun olduğunu rahatça söyleyebilirim.

Gallipoli İnceleme
8.1
İnceleme 8.1
Bu makaleyi paylaş
Takip
Ensemde teneffüs eden delilikten yazarak kurtulma çabasındayım.
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir