Hanım Hanım Bunlar Benim Yavrularım! – Herdling İncelemesi

Bir sürüyü güderek onları ait olduğu yere bırakmamızı konu alan Herdling'e bakıyoruz.

Muratcan Ös
Muratcan Ös - Genel Yayın Yönetmeni - Editor-in-chief
11 Dk Okuma Süresi
Herdling
8
Herdling

Geçtiğimiz Haziran ayında düzenlenen Future Games Show 2025, tıpkı bugünkü etkinlik gibi birçok farklı türde oyuna ev sahipliği yapmıştı. Özellikle indie oyunlara yer verilen bu etkinlikte neredeyse her yapımın anlatma tarzı ve anlatmak istediği ana konu da değişkenlik gösteriyordu. Zaten ben de az ama öz konuşan, kendisini kanıtlamaya gerek duymadan ilerleyen oyunlara ilgi duyduğumdan bu tarz bir etkinlik benim için adeta “seç-beğen-al” mağazasına dönüşüyordu.

FAR serisinden tanıdığımız Okomotive’in yeni oyunu Herdling de kendisine has bir yapıda öne çıkmıştı etkinlikte. Esasında bir çocuğu yönettiğimiz ve çoban olarak bazı yaratıkları güderek ilerlediğimiz bu basit gözüken grafiklerin altında gömülü olan ve daha derinlikli bir deneyim yakalayacağımı düşünmüştüm. Elbette öncesinde beklentileri düşürmekte yarar varmış.

Buz Devri’nden Sid’in “Look, these are my kids” repliğinin daha harikulade çevirisi olan “Hanım Hanım Bunlar Benim Yavrularım” bu oyuna çok iyi oturuyor.

Herdling ne anlatıyor?

Herdling, bahsettiğim üzere diğer indie oyunlara nazaran kendisini açıklama kısmında daha muhafazakar davranıyor. Ortada bir hikaye örgüsü olsa da olayların nasıl başladığının altı doldurulmuyor ve zaten oyun hızlı da başlıyor. Bunu yapmalarındaki amacın da ayakları yere sağlam basan bir hikaye yapmak yerine daha tematik ve duygu yüklü bir deneyim oluşturmak istemeleri olduğunu düşünüyorum.

Şehrin karanlık kısımlarında bulunan bir çocuk aniden uyanarak parka gider ve yaratıklardan veya Calicorn’lardan birini görür. Ona yardım eder ve onu güderek şehirden uzaklaştırmaya başlar. Çıkılan yolculuk esnasında yardıma muhtaç diğer Calicorn’ları da evcilleştirip sürüye katarak onları ait oldukları habitata ulaştırmaya çalışır.

Herdling’in hikaye kısmını en iyi anlatan kelimenin “yolculuk” olacağını düşünüyorum. Zaman zaman engeller çıkaran, kimi zaman da manzaralarıyla hayran bırakan çeşitli ovalar, ormanlar ve dağlardan geçerek bir yerden başka bir yere ulaşmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken karakterimizin biriyle konuşmasına gerek de duyulmuyor. İletişim, yalnızca çobanımızın Calicorn’larla kurduğu görünmez bağ ve sessiz bir sevgi dili olarak öne çıkıyor.

Anlatı kısmında genellikle alıştığımız şekilde diyaloglara veya hikayenin arka planını hazırlayan yazılara gerek duymadan sade ama duygu dolu bir yolculuk sunmayı başarıyor Herdling. Klasik anlatı çerçevesinden baktığımızda çocuğun kim olduğu, Calicorn’ların nereden geldiği ve çocuğun bu yolculuğa çıkılacağını nasıl anladığı gibi sorulara bulamadığımız cevaplarla birçok kusur görebiliriz. Ancak anlatı tarzının bu denli sade tutulduğu yapımda bunları kusurdan ziyade bir oynanış seçimi olarak görüyorum.

Biraz ucu açıklık bırakılarak oyuncunun düşüncelerine ve algılayış biçimine bırakmışlar hikaye kısmını diyebilirim. Oynayışım esnasında cevaplanmayan birçok sorum olsa da işlenen yolculuk temasından ve bu yolculuk esnasında Calicorn’larıma bağlandığımı görmemden ötürü memnundum. Ancak birçok oyuncu, benim gibi ilk başta niye bu yolculuğa çıktığını yadırgayacaktır.

Bu başlığa son bir ekleme daha yapmak isterim. Hikaye kısmında aşırı yalınlık kullandıklarını (yer yer gizem yaratacak şekilde) ama bunun gayriihtiyari şekilde davranılmadan, bir oynanış seçimi olarak kullanıldığını düşündüğümü belirtmiştim. Bu seçim, bence Herdling’in ticari bir kaygı beklenilmeden yapılan bir oyun olduğunu gösteriyor. Geliştiricilerin, gönüllerinden geçeni herhangi bir genel tanımlara uydurmadan yapabildiğini görmek oldukça hoş ama oyunun komple anlatı ve sunum kısmının tartışmaya açık bir konu olduğuna da katılıyorum.

20250820180610 1

Sürüyü gütmek hem kolay hem de zor

Herdling’in oynanış kısmı da tıpkı hikayesi ve anlatı tarzı gibi yalın. Öncelikle kontrolcü ile oynandığında daha iyi bir deneyim sunduğunu eklemeden geçmeyeyim. Steam’in oyun başlamadan gösterdiği uyarı dışında kontrolcünün sürünün gidiş patikasını çizmekte ve gerektiğinde doğru yerlerde viraj alabilmesinde daha yararlı olacağını düşünüyorum.

İlk Calicorn’u aldıktan sonra sol mouse tuşuna basılı tutarak veya basarak sürüyü hareket ettirmeye başlıyorsunuz. Sürünün arkasında durduğunuzda öne doğru beyaz ve parlayan bir çizgi çıkıyor ve sürü, çizgi doğrultusunda ilerliyor. Tek bir Calicorn ile gitmek kolayken yolculukta ilerledikçe sürünüzde dikkat etmeniz gereken Calicorn sayısı artıyor. Çobanı hareket ettirdikçe, arkada kalarak sağa veya sola geçtikçe, sürü de sola veya sağa doğru kıvrılıyor ve böylelikle dönüş yapabiliyorsunuz. Düz yolda sürüyle ilerlemek kolay olsa da dönüşlerde bence biraz PC’nin azizliğine uğradım diyebilirim.

Dönüşler kimi zaman sorunsuz olsa da bazı yerlerde sürüye zarar gelmemesi için çok uğraştım. Siz ne kadar doğru açıda dönseniz de sürüdeki bireysel Calicorn’ların gidiş patikası zaman zaman saçmalayabiliyor. Yani hem kontrollere alışması zor hem de yapay zeka çok iyi sayılmaz. Özellikle yolculukta ilerledikçe şeytani mitolojik bir kuş sizi takip etmeye ve Calicorn’ları avlamaya çalışıyor. Onun olduğu yerlerde ses çıkarmadan ilerlemek ve onun uyanmasına neden olacak kuklaları devirmemek gerekiyor. Ancak bazen Calicorn’lar öyle saçmaladı ki onları her dönüşün eşiğinde durdurmak ve patikayı gösteren beyaz çizgiyi tekrardan ayarlamak ihtiyaç oldu.

20250820181014 1

Bazı anlarda zaten sürekli basılı tutarak sürüyü hareket ettirmek mümkün değil, illa ki beyaz çizgi saçmalıyor ve haritanın kenarlarına gitmeye çalışıyor. Düz yolda stampede (kaçışmak, dağılmak ama bir nevi sürüyü koşturmak) yaparken bile kendi kendine sağa sola sapıp durduğum çok yer oldu. Bu bakımdan oyun çok da bir kolaylık sağlamıyor.

Oynanış kısmında sürümüzü ilgilendiren bir diğer durum da onların sağlıkları ve temizlikleri. Çalı çırpıdan geçerken bir hayli kirleniyorlar, onları temizleyebiliyorsunuz. Yolculuk esnasında dikenli çubuklar veya şeytani kuş sürünüzü yaralayabiliyor. Eğer onları etrafta bulduğunuz sihirli bir meyveyle beslemezseniz bundan sonra alacağı tek darbede ölebiliyor. Yaralandığını da kürkün kırmızı renkle kaplanmasından anlıyorsunuz. Bir çobanın yaptığı gibi sürünüze bakıyor, dikkat ediyor ve onları ilerletiyorsunuz.

İlerledikçe çeşitli aksesuarlar da haritada bulunup Calicorn’lara takılabiliyor. Hiçbir amacı yok, sadece görsel anlamda bir katkı amacıyla konulmuş. Ayrıca bazılarının kendi karakteristik özellikleri olduğunu da gördüm, kimisi afacanken kimisi ise size bağlı olabiliyorlar. Bunun da oynanışa bir amacı olup olmadığını dürüst olmak gerekirse çözemedim. Bunun sebebi de belki birinin çok başını okşayıp diğerine çok aksesuar takmak olabilir.

20250820201217 1

Bunun dışında hep lineer bir yolda ilerliyorsunuz. Alabildiğince geniş ovalar, sık ormanlar ve buzullar gibi çeşitli mekanlar var ama herhangi bir yan yola sapıp gizemli bir eşya keşfetme durumu yok. Zaten aksesuar, besin veya sürüye eklenecek bir başka Calicorn gibi her şey önünüze çıkıveriyor. Ayrıca Calicorn’lar hep senaryo gereği sürünüze dahil oluyor.

Yolculuk boyunca beni heyecanlandıran çok az kısımlar vardı. Örneğin kuşu uyandırmamak için kuklaların arasından geçtiğiniz o bölüm mekaniğin de biraz zorluğuyla hop oturup hop kaldırdı. Ayrıca dar yollardan ve köprülerden geçerken birden bir Calicorn’un ayağı kayabiliyor ve o noktada hızlı davranıp onu çekmeniz gerekiyor. Ayrıca dördüncü bölümün sonunda kuşlardan kaçış sahnesi de zevkliydi, hem arkanızdaki kuşun yakalamaması için sürüyü mavi çiçeklerden koşturmalı (mavi çiçekler bir nevi stamina görevi görüyor) hem de patikanıza çıkan kuştan kaçmak için sağa veya sola dönmelisiniz.

Oyunun bir eksisi Calicorn’ları efektif şekilde bulmacalarda kullanmamak olabilir. Dümdüz bir ilerleyiş dışında oyunun arka planına atıflarda bulunacak sekanslar eklenebilirdi. Oyun bazı sahnelerde sürüyü betimleyen bir mağara resmi gösteriyor ama bunlar sadece yaşanılan olayları simgeliyor. Onun dışında Calicorn’ların orijini, şehre nasıl geldikleri veya şeytani kuşun ne yapmaya çalıştığı da simgelenebilirdi ve biz de böylelikle oyunu keşfetmek için daha çok çaba harcardık.

Haritayı çok keşfedemeden ilerlemeniz can sıkabiliyor çünkü haritanın geniş olduğunu biliyor ama sürüyü hareket ettirmek zaten zahmetli olduğundan başka taraflara gitmek istemiyorsunuz. Olabildiğince bu yolculuğu bitirmeye odaklanıyorsunuz. Bu yolculuğun minimum derecede sıkıcı geçmesi için de içinde bulunduğunuz dünyayı büyülü kılmaya çalışmışlar. Ayrıca Calicorn’larınıza isimler koyabiliyorsunuz.

Görsel anlamda göze hoş geliyor

Yolculuk esnasında açık dünya içerisinde yol alıyorsunuz ve karşınıza uçsuz bucaksız ovalar, sık ve hatta yer yer puslu ormanlar ve karla kaplı buzullar çıkıyor. Bu mekan değişiklikleri ne kadar ilerlediğinizi size göstermek için yapılmış. Ancak hoşuma giden bir taraf da bu mekanlarda ve oyunun genelinde hakim olan çizim ve sanat tasarımı oldu.

Stilize edilmiş 3D grafiklerin yanında hem gerçekçiliği hem de resimselliği artırmak için dijital suluboya esintisi de kullanılmış. Calicorn’ların yünlerinde, karlarda veya çalılarda buna rastlamak mümkün. Kullanılan renk paletini de çok sevdim. Hele çiçek dolu ovada sürüyle koşturmak özgür hissettiriyor.

Açık dünyanın bir eksisi bazen nereden gittiğinizi bilememeniz olabilir. Alabildiğince geniş bir yerde koşturduğunuzdan ilk anlarda hangi yoldan gitmeniz gerektiği konusunda sıkıntı yaşayabiliyorsunuz. Gitmemeniz gereken bir yere yöneldiğinizde haritada sis hakim oluyor ve Calicorn’ların yapay zekası yine kafayı yiyor. Yine de patikaları daha belirli kılabilirlermiş diye düşündüm.

20250820175315 1

Teknik anlamda ufak tefek sıkıntılar baş gösterdi. Yüksek ayarlarda feribot bölümünde oyun kıran hatayla karşılaştım ama her bölüm başında otomatik kayıt aldığından ilerlemem gitmedi. Bunun dışında birkaç kuşu uyandırmadan gizlice gitmem gereken yerde FPS inanılmaz şekilde dibi gördü ama bir şekilde sürüyü sağ salim o bölümlük kurtarmayı başardım.

Okomotive tarafından geliştirilen ve Panic’in yayınladığı Herdling, 21 Ağustos 2025 tarihi itibariyle çıkmış bulunuyor. Eğer farklı bir inceleme okumak istiyorsanız The Necromancer’s Tale’a bakabilirsiniz.

Herdling
Herdling
8
İnceleme 8
Bu makaleyi paylaş
Genel Yayın Yönetmeni - Editor-in-chief
Takip et
İsmim Muratcan Ös. MisteRNOOB'da Genel Yayın Yönetmeni ve Indie divizyonunun lideriyim. Üç seneyi aşkın yazarlıkla uğraşıyorum.
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir