Gotik Bir Disco Elysium? — The Necromancer’s Tale İncelemesi

The Necromancer's Tale, gotik ve 18. yüzyıl kurgusu ile pek çok ahlaki çatışma sunuyor. Pastel havası Avrupa ve kiliseye yaramış mı haydi bakalım.

Berke Sönmez
Berke Sönmez - Deputy Editor
10 Dk Okuma Süresi
The Necromancer's Tale
8
The Necromancer's Tale

Her oyuncu, bir noktada kendi oyun damak tadını keşfeder. Kimisi sadece hikâyeye odaklanmak isterken, kimisi “bana aksiyon ver, gerisini karıştırma” diyebilir. Bazısı saatlerce strateji kurmaktan keyif alıyorken, bazısıysa iki tuşa basıp eğlenmek peşinde.

Bu seçicilik aslında çok doğal. Zaman kısıtlı, oyun çok. O yüzden herkes biraz daha ne istediğini bilir hale geldi. Her oyuna atlamıyor, her türe şans vermiyor. Neticede zar zor ayırabildikleri o birkaç saatin sonunda iyi vakit geçirerek rahatlamış olmayı arzuluyorlar.

Bunca gevezeliğin nedenine gelecek olursak, bugün incelemisini kaleme alacağımız The Necromancer’s Tale oyuncuların büyük bir kesiminin nadiren tercih ettiği bir tür olması. Metin ve anlatı tabanlı bir (C)RPG olan The Necromancer’s Tale için kabaca; Gotik bir Disco Elysium olmak istiyor, fakat hakkını veremiyor da diyebiliriz. Lakin dahasını incelemeye saklasak daha iyi olur sanki.

18. yüzyıl ve nekromansi kurgusu üzerinden hikaye ve diyalog sistemi

Evet The Necromancer’s Tale; adından da anlaşıldığı üzere hikayenin merkezine, nekromansi ve ondan türeyen bir olaylar silsilesini yerleştiriyor. Bir zamanlar büyüdüğü eve geri dönen kahramanınız bir anda eski simaların da yer aldığı memleketinde, türlü entrikalarla yüzleşmek zorunda kalıyor. 1700’lü yıllarda minik bir asil olan karakterimizin arka plan hikayesini ya tercihlerle ya da prologue atlamak koşuluyla skill point dağıtarak karar veriyoruz.

Spesifik bazı anlarda kararlar vererek karakterimizin kontrolü aldığımız ana dek gelişen hayatına yön veriyoruz. Yaptığımız seçimlerin bize dönüşü belirli istatistikler üzerinden karakterimizi şekillendiren puanlar olarak dönüyor. Yani rol yapma oyunlarında yer alan temel mekanik de diyebiliriz.

Prologue olarak adlandırılan bu kısmı geçip elle kendimiz de bu puanları dağıtabiliyoruz ancak burada minik bir problem var. Ben seçimlerim sonucu yanılmıyorsam 21 total puan toplamıştım ve açık ara sivrilen bir alandan bariz güçsüz bir alana puan verecektim ki puanım geri 20’ye düştü. O yüzden seçimlerin dışına çıkmamak kaydıyla tekrar karakter oluşturmak zorunda kaldım. Neyse en azından bu başlıkta konumuz bu değil.

The Necromancer’s Tale hikayesinde hakkında spoiler vermekten itinayla kaçınacağım çünkü oyunun en öne çıkan yönünün rahatlıkla bu olduğunu söyleyebilirim. Eve adım attığımızdan itibaren bilinmezliklerin ortasında bırakılıyoruz ve bir dedektif edasıyla sorunları ve gizemleri bir bir ortadan kaldırıyoruz.

The Necromancer's Tale

Çoğu zaman birden fazla ipucu ve görev buluyor dilediğimiz sıra ile de çözüme kavuşturuyor, kimi zamansa bir diyalogla kimi zamansa birden fazla eşyayı birleştirirek amacımıza ulaşmış oluyoruz. Üzerine çalıştığımız her bir olay Journal’a işleniyor ve dilersek biz de bu kısıma eklemelerde bulunabiliyoruz.

Sokaklarda ilerlemeye başladıktan kısa bir süre devreye giren Nekromansi kısmına değinmeden hikaye hakkında bir iki kelam daha edelim. The Necromancer’s Tale diyaloglarla şekillenen dallı budaklı bir anlatı yapısı üzerine kurulu. Her seçiminizin hem hikâyeye hem de karakter ilişkilerine etkisi var. Fakat burada karakterin sosyal statüsü ve davranış biçimi çok daha kritik.

Örneğin, soylularla farklı, akademisyenlerle farklı bir şekilde konuşmanız gerekebiliyor. Bu durum, yanlış bir seçimin itibarınızı düşürmesine ve bazı karakterlerin size olan güvenini kaybetmesine neden olabiliyor. Bu bakımdan yapımın sosyal sisteminin farklı sonuçları olduğunu söyleyebiliriz. Diyalogda kaçıracağınız minik bir detay dahi sonunuzu getirebiliyor.

The Necromancer's Tale

Mesela ben bir iksir hazırlayacağım vakit zehirleneceğimi bile bile bir önlem almadım. Karakterin can barından biraz eksilir diye düşünmüştüm ama maalesef mezarı boyladı. Nekromansi ile kaldırması da mümkün olmadı ve eski kayıt dosyasına dönmek durumunda kaldım.

180’den fazla NPC’nin ve etkileşimin yer aldığı bir oyunda bu işin, büyük oranda üstesinden gelindiğini görmek çok yaygın bir başarı denemez. Özellikle Indie klasmanında olan bir oyun için tutkunun yansıması olmuş The Necromancer’s Tale. Farklı statülerdeki karakterlerle farklı diyaloglarla anlaşabilmek, klasik olumlu cevabı seç ve geç düzenini kırmış. Farklı parametreler eklemiş.

İşin nekromansi boyutunda ise birden değil sistematik bir biçimde öğrenilen bir iş olduğunu söyleyebiliriz. Önce materyal buluyor ama çözümleyemiyoruz. Başka bir yerden başka işlerle uğraşarak edindiğimiz bir eşya sayesinde belli bir kısmı yapabiliyor hale geliyoruz ve bu böyle ilerliyor.

Gelişim hissi olarak da değerlendirebileceğimiz bu durum yalnızca nekromansi için geçerli değil. İlerledikçe ve karakterlerle vakit geçirdikçe toplumda da konum olarak farklı bir noktaya evrildiğimiz söylenebilir.

The Necromancer's Tale

Son olarak etik ve gerekeni yapmak gibi çelişkilerle de karşılaşıldığını ekleyebiliriz. Misal büyü yapmanın veya nekromansinin getirdiği faydalar çok cazip olsa da, bu eylemlerin toplum ve karakter üzerindeki etkileri sizi değip değmediğine karşı sorgulamaya zorluyor. Psikolojik bir derinlik katıyor. Tüm bunlar ışığında, hikayenin ve anlatı biçiminin The Necromancer’s Tale’ın en güçlü yönü olduğunu söyleyebilirim. İlgi çekici ve katmanlara sahip bir hikayenin diğer oynanış elementleri ile beraber nasıl geriye düşeceğine ise bir sonraki başlıkta değineceğiz.

Sıra tabanlı kombat

The Necromancer’s Tale’in oynanışının büyük bir oranda metin tabanlı ilerleyeceği aşikar ancak kombat yerleştirmeleri de mevcut ve doğruyu söylemek gerekirse tartışmaya bir hayli açık. The Necromancer’s Tale hakkında sayılabilecek en kuvvetli eksiler ne yazık ki kombat tarafında. Türü gereği hikayesi ve anlatacakları ile öne çıkmak isteyen bir oyun dahi olsa bu yönde de bir şeyler denemeleri takdire şayan. Lakin biraz daha çabalamaları gerektiği de gün gibi ortada.

The Necromancer's Tale

Sıra tabanlı savaş sistemi olabilecek en mantıklı sistem olsa da uygulanırken biraz daha kafa patlatılması çok daha tutarlı bir yapı sunarmış. Şu anki haliyle oldukça sade ve derinlikten yoksun olduğunu söyleyebilececeğimiz bir sistem mevcut. Bu durum da hikayede yakaladığını o şevki ve tempoyu baltalıyor. Büyülerin aksine anlatıya da pek bir katkı sunmuyor.

Görece pasifist bir yol izlemek de mümkün ki benim başvurduğum yol büyük oranda bu idi. O altıgen eski ve derinlikten yoksun arayüzü görmektense kelimelerle çözme yoluna gittim. The Necromancer’s Tale bu savaşlar için otomatik olarak geçme gibi bir seçenek de koymuş aslında ama bunu tercih etmek de her ne o kadar bu yönüyle öne çıkmasa da önemli bir unsuru göz ardı etmek demek. Sunduğu bu tercih ayıbını örtmemeli kanımca.

Dünya yapısı, atmosfer ve teknik detaylar

Kombat kısmında hikaye hakkında konuştuğumuz olumlu kısımları biraz geriye çektikten sonra tekrar dengeyi kuralım. Hazır hızımızı almışken modellemeler ve arayüzün zaman zaman eski hissettirdiğini aradan çıkaralım. Bunlar haricinde 2D portreleri ve o pastel havayı beğendiğimi dile getirmem lazım. Pastel tonunu ayarlayabilme seçeneği de hoş bir eklenti olmuş.

The Necromancer's Tale

The Necromancer’s Tale öncesinde değindiğim gibi 18. yüzyıl Avrupa’sına benzer bir tarihsel arka planda geçiyor. Doğaüstü güçlerin sessizce varlık gösterdiği, rasyonalizmin ve inançların çatıştığı bir ortam kuruyor. Kasvetli üniversite salonları, sisli mezarlıklar, taş duvarlı malikâneler.. Her biri, yalnızlık hissini ve karanlık merakı güçlendiriyor. Toplumsal tabuların, mutlak sanılan doğruların ve pek çok gizemin giderilmesi pekala karakterimizde yatıyor.

Seslendirmelerin de çoğu zaman başarılı olduğunu aktarsam da ilerledikçe eski şatafatını yitirmeye başlıyor. Aynı durum ne yazık ki müzik için de geçerli. Başta çizmiş oldukları o kuvvetli yapıyı sürdürmekte sorun çekiyorlar.

İzometrik kamera açısı ile tam bir açık dünya sunduğunu söylemek de doğru olmayacaktır. Aslında tam bir harita olsa da bölüm bölüm açılan bölgeler ve mekanlar doğrultusunda parça parça işlenmiş bir yapı mevcut. Çoğu zaman fast travel tercihine gittiğimi söylemeliyim ki bunda bir yerden bir yere gitmeyi zahmetli bulmamın da etkisi var.

The Necromancer’s Tale belirli aralıklarla oto kayıt alsa da manuel kayıt almanızda da fayda var. Bazı önemli anları farkında olmaksızın atladığınız geri dönüşü olmayabiliyor. Bu yüzden önemli olduğunu düşündüğünüz anları es geçmeyin ki 1 saat öncesine dönmek ve aynı yerleri tekrar bir kitap gibi okumak zorunda kalmayın 😀
Yoksa kaçırdığınız minik bir detay bile pahalıya patlayabilir.

Psychic Software tarafından geliştirilen ve yayınlanan The Necromancer’s Tale, 17 Temmuz 2025 itibariyle çıkmış bulunuyor. Eğer okuyacak farklı incelemeler arıyorsanız yerli FPS Holy Shoot incelememize de göz atabilirsiniz.

The Necromancer's Tale
The Necromancer's Tale
8
İnceleme 8.0
Bu makaleyi paylaş
Deputy Editor
Takip et
"Praise The Sun"
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir