Elden Ring Lore Bölüm 2: Golden Order’ın Yükselişi

Shadow of the Erdtree çıkmadan Elden Ring'in arkaplanında ne olduğuna hep beraber bir göz atalım.

Ömer Sefa Taşkın
Ömer Sefa Taşkın - Yazar
13 Dk Okuma Süresi

Geçtiğimiz hafta Shadow of the Erdtree DLC’sinin çıkması üzerine Elden Ring lore’una bir giriş yapmıştık. İlk lore yazımızda olaylardan daha çok olgulara girişimizi yaptık ve oyunun pek de bahsedilmeyen gizemlerinden biri olan Outer Gods’tan söz ettik. Elden Ring’in ilk taşıyıcıları olan antik ejderhalardan ve onların gökyüzündeki tapınakları Farum Azula’nın nasıl dağıldığından bahsettik. Şimdi ise ustaca yazılmış bu lore’un daha heyecanlı kısmına yani olaylara girmeye başlıyoruz.

Hayatı oyun olanların platformu MisteRNOOB’tan herkese selamlar. Bu hafta Elden Ring Lore Bölüm 2’de hem Lands Between’i tanıyacak hem de Tanrıça Kraliçe Marika ve ilk Elden Lord Godfrey’in Lands Between’i fethedişini konu alacağız.

Ancient Dragons Devri’nin çağlar sonrasındayız. Farum Azula kasırgalarla kavrulan, etrafında antik ejderhaların dolandığı bir harabe olarak gökyüzündeki yerini koruyor. Outer Gods’ın Lands Between’deki üstünlük savaşı hala devam ediyor ve Greater Will kendi gücünün tekrar bu topraklarda hâkim olması için yeni planlar yapmakta.

Ancient Dragons’tan sonra Greater Will’in Elden Ring’in gücünü taşıması için vekilliği bu defa Empyreanlara verdi. Empyreanlar bir ırktan daha çok ırk arasından seçilmiş, Greater Will’in verdiği gücünü kullanabilecek kişilerdir. Dolayısıyla bu kişiler, içlerinde tanrı veya tanrıça olma potansiyelleri bulundururlar. Ancak Empyreanların bu gücü doğuştan mı aldıkları yoksa doğduktan sonra mı elde ettikleri karanlıkta kalmış bir sorudur. Kimi kısım bu ilahi görevin doğuştan geldiğini, kimi kısım ise bu kişilerin doğumundan hemen sonra bir Two Fingers tarafından seçilmesiyle başladığını düşünüyor. Doğru cevap bilinmese de şu gerçek biliniyor ki Empyreanların kaderleri artık kendi ellerinde değildir.

Oyun içerisinde bilinen ve bahsi geçen Empyreanlar; Queen Marika The Eternal (Ebedi Kraliçe Marika)’, ‘Lunar Princess Ranni (Ay Prensesi Ranni)’, ‘Malenia, Blade of Miquella (Miquella’nın kılıcı Malenia)’, Miquella of the Haligtree (Haligtree’li Miquella) ve ‘Gloam-eyed Queen (Kasvet Gözlü Kraliçe)’dir. Bu kişilerin her biri farklı bir Two Fingers tarafından seçilmiş ve Greater Will’in tayin ettiği bir kadere mahkûm edilmiştir.

Ayrıca her Empyrean’ın Two Fingers tarafından tayin edilen kendine ait bir koruyucusu vardır. Bu koruyucu Shadow (Gölge) olarak adlandırılır. Lore içerisinde yukarıda saydığımız tüm Empyreanlar arasından sadece ikisinin gölgesinin varlığı bilinmektedir. Biri ‘Maliketh, The Black Blade’ (Kara Kılıç Maliketh), Ebedi Kraliçe Marika’nın gölgesi ve aynı zamanda yarı kardeşidir. Diğeri ise ‘Blaidd, The Half Wolf’ (Kurt adam Blaidd) Ay Prensesi Ranni’nin gölgesidir. Gölge hiçbir zaman Greater Will’e yani gerçek efendisine isyan edemez. Bu nedenle oyun içerisindeki en saygıdeğer karakterlerden biri olan Blaidd ile olan sonumuz maalesef ki üzücü bir şekilde biter.

Elden Ring’in Ele Geçirilmesi ve Lands Between’in Fethi

Age of Erdtree’nin başlaması Kraliçe Marika’nın Numen Diyarları’ndan Elden Ring’i ele geçirmesi için Lands Between’e yolculuğu ile başlar. Kraliçe Marika’dan kısaca bahsedecek olursak kendisi Empyrean olmasının yanında ayrıca bir Numendir. Numenler uzun yıllar yaşayabilen ancak çok nadir doğan varlıklar olarak bilinir ve tüm Numenler kadındır. Numen Diyarları’nın kesin olarak neresi olduğu hakkında net bir bilgi olmasa da Lands Between’in altında bulunan ebedi şehirlerden (Eternal Cities) biri olduğu düşünülmektedir. Geçmişte Numenlerin Greater Will’e sırtlarını dönmelerinden ötürü tüm numen ırkı yer altına sürülmüştür. Marika için trajik olan kısım da budur. Greater Will’e karşı çıkan ırkının içinden kendisi yine Greater Will’in tanrıça adayı olarak Lands Between’e çağırılmıştır. Bu detay önemli çünkü Night of the Black Knives kısmında bahsedeceğimiz üzere Numenler Greater Will’den intikamlarını almak için geri döneceklerdir.

Queen Marika the Eternal
Queen Marika The Eternal

Kraliçe Marika’nın Lands Between’e gelişi ve Erdtree’nin hemen dibinde kraliyet şehri Leyndell’i kurabilmesindeki en büyük yardımcısı hiç şüphesiz ki eşi Godfrey ve onun orduları olmuştur. Diğer yandan Leyndell’in ve Elden Ring’in yeni varisinin varlığı Lands Between ve Farum Azula’daki diğer varlıkların dikkatini çekmektedir. Kuzey Dağlarındaki kendi dış tanrılarıyla hüküm süren Ateş Devleri, daha önce Elden Ring’in gücünün varisi olan ancak şimdi Greater Will’in gözünden düşmüş Farum Azula’daki Antik Ejderhalar, Liurnia’nın ve diyarın en güçlü büyü akademisi olan Raya Lucaria’nın lideri Rennala ve kendi Two Fingers’ı tarafından seçilmiş, ölüm rününü taşıyan bir diğer Empyrean Kasvet Gözlü Kraliçe. Bu rakipler Marika’nın diyardaki en güçlü rakipleri ve Lands Between’i fethetmesi için önünde bulunan en büyük engeller olacaktır.

İlk savaş kuzeye yani Ateş Devleri ve onların tanrısına karşı verildi. Çünkü devlerin ocağındaki (Forge of the Giants) yıkım alevi (Flame of Ruin), Erdtree’nin dolayısıyla Elden Ring’in varlığına karşı en büyük tehditti. (Keza biz de oyunda Erdtree’yi yakmak ve içerisine girebilmek için yıkım ateşini yeniden uyandırıyoruz.) Neyse ki devlerin tek düşmanı Marika değildi ve diyarda biraz ilham yardımıyla devlere düşman olacak birkaç ırk daha bulunuyordu. Marika bu seçeneğini iyi değerlendirdi ve Zamor Şövalyelerini devlere karşı verilecek savaşta kendi ordusuna kattı. Ayrıca ordusunu devlerin yıkım ateşinden korumak için saflarına ateşten koruyan efsunları kullanabilen keşişleri yerleştirdi. Devlerin soyundan gelen trollerin de orduya katılmasıyla Kuzey Dağları (Mountaintops of The Giants) diyarın en büyük savaşlarından birine tanıklık etti.

Marika bu savaşta devlerin tanrısı ile bizzat dövüştü ve onu öldürmeyi başardı (ya da öldürdüğünü sanıyordu çünkü Fire Giant boss savaşında devin göğsünde açılan göz, devlerin tanrısıydı). Ancak görünen oydu ki yıkım alevi yok edilemiyordu. Alevin tekrar uyandırılması bir tehditti ve ileride bir başka gücün alevi uyandırmaması için koruma altında tutulması gerekiyordu. Bu nedenle Marika, keşişlerin de yardımıyla yıkım alevini mühürledi ve hayatta kalan son ateş devini sonsuza dek onunla ilgilenmesiyle lanetledi. Savaştan sonra keşişlerden bazıları devi gözetlemekle görevlendirildi ancak bu keşişler zamanla yıkım alevinin cazibesine yenik düştü ve Marika’nın emrinden çıktılar. Kuzey Dağları ise dev cesetlerinin yığın haline geldiği bir bölge olarak terk edildi.

Elden Ring Giants

Savaşın ardından ordu Leyndell’e döndü ve bir süre savaştan uzak kalındı. Bu sırada Marika ve Godfrey’in üç çocuğu oldu. Bu çocuklardan ilki Godwyn oldu ve Golden Lineage’in (altın soy) ilk varisi olduğu için ‘The Golden’ unvanını aldı. Diğerleri ise ikiz alametler (Omen Twins) Mohg ve Morgott’tu. Alametler antik çağlarda ilahlığın simgesi olsalar da Erdtree döneminde safsızlığı ve aşağılıklığı temsil etmektedir. Vücutlarının çeşitli yerlerinde boynuzlar çıkaran alametlerin Mohg ve Morgott gibi asilzadelerden doğanları kanat çıkarma gibi ekstra güçleri bulunur.

Lanetli oldukları için ikizlerin varlığı Greater Will tarafından kabul görmemiş ve Marika, ikizleri başkent Leyndell’in derinliklerine gizlemek zorunda kalmıştır. Bir detay olarak Shadow of the Erdtree DLC fragmanında Marika’nın bilinmeyen bir çocuğunun varlığı daha ortaya çıktı. Messmer’in “Mother” olarak kastettiği kişi çok büyük bir ihtimalle Kraliçe Marika’dır. Bu çocuğun neden sır gibi saklandığını ise DLC yayınlandığında anlama fırsatımız olabilir.

Aslında lore içerisinde ilk olarak Godwyn’in mi yoksa alametlerin mi doğduğu net olarak belirtilmiyor. Alametler bir lanet sembolü olduğu için ilk doğanlar olsalar bile Golden Order’a kabul edilmeyeceklerdi. Dolayısıyla öyle ya da böyle Godwyn yarı tanrıların yaşça en büyüğü olarak kabul edildi ve Golden Order’ın varisi oldu.

Ancient Dragonlara Karşı Verilen Savaş ve Godskin İsyanı

Leyndell’in, dolayısıyla Golden Order’ın yükselişi diyardaki diğer rakiplerin özellikle de daha öncesinde Elden Ring’in gücünü elinde tutan Farum Azula’daki antik ejderhaların dikkatini çekiyordu. Burada antik ejderhaların motivasyonu aslında birden fazlaydı. Hem bir zamanlar kendilerinden alınan bu güçten yani Elden Ring’ten intikam almak istiyorlar hem de yeni bir tanrıça ve Elden Lord’un varlığı kendi lordları Placidusax’ın varlığına tehdit oluşturuyordu. Öyle ya da böyle ejderhalar Leyndell’e saldıracaklardı ve en büyükleri Gransax çoktan Leyndell’e doğu yola koyulmuştu.

Gransax Leyndell
Gransax’ın Leyndell’e saldırısı. Çizer: ZeYu Zhang – ArtStation

İlk saldırı devasa antik ejderha Gransax tarafından gerçekleştirildi. Denilen o ki Elden Ring tarihinde Leyndell’in surlarının yıkıldığı tek savaş bu savaş buydu. Savaş, Fortissax ve kız kardeşi Lansseax gibi diğer antik ejderhaların da katılmasıyla şiddetlendi. Eski çağ, yeni çağa karşı savaş başlatmıştı. Leyndell’in ordusu ejderhalarla savaşmak için onların kemiklerinden zırh ve pençelerinden silahlar yaptılar (Draconic Tree Sentineller böyle oluştu). Bu sayede bir miktar avantaj kazanmış olsalar da antik ejderhalara karşı olan savaşın kazanılmasındaki en büyük etken Godwyn The Golden oldu. Antik ejderhaların en korkunçlarından biri olan Fortissax’la bire bir kapışan Godwyn, Fortissax’ı mağlup etmeyi başardı. Ancak onu öldürmek yerine arkadaşlık teklif ettiğinde Godwyn ölümüne kadar (ölümünden sonra bile) kendine yeni bir dost kazandı.

Fortissax’ın taraf değiştirmesiyle başta Lansseax olmak üzere yakınları da Godwyn’in tarafına geçti. Böylelikle savaşın kaderi Leyndell lehine değişti. Fortissax ve Godwyn’in önderliğinde devam eden savaş, devasa ejderha Gransax’ın öldürülmesiyle sona erdi. Gransax’ın cesedi bugün hala Leyndell’de bulunmaktadır.

The Great Dragon Gransax

Godwyn bu savaşın sonunda antik ejderhalar ile dostluğunu pekiştirmek için Leyndell’in içerisinde antik ejderhalara ait bir tarikat kurdu. Bu tarikat ilk başta insanların Elden Ring’e olan inançlarına ihanet gibi geldi. Ancak antik ejderhaların da bir dönem Greater Will tarafından aynı güçle kutsandığı düşünülünce halk ve Kraliçe tarafından kabul görmeyi başardı.

Antik ejderhalar ile olan savaştan ne kadar sonrasında yaşandı bilinmez ancak başka Two Fingers tarafından seçilmiş başka bir Empyrean, Elden Ring’in gücünü ele geçirmek için harekete geçti. Kasvet Gözlü Kraliçe olarak tanınan bu kişi elinde Destined Death’i yani bir nevi ölüm rününü tutuyordu. Kasvet Gözlü Kraliçe, Godskinlerin manevi annesiydi ve elindeki devasa kılıcıyla (Godslayer’s Greatsword) dokunuşuyla tanrıları bile öldürebilecek kara alev efsunlarını kullanabiliyordu. Godskinlerden oluşan ordusuyla Elden Ring’i ele geçirmek üzere Marika’ya karşı savaş açtı.

Greater Will’in Elden Ring’in gücünü ele geçirmesi adına ikinci bir Empyrean göndermesi kelimenin tam anlamıyla ilahi bir tragedyadır. İleride belki konusu açıldığında konuşabileceğimiz gibi Marika’nın Greater Will’e ihanet ettiği teorisi doğruysa eğer Greater Will Marika’nın yerini alması için Kasvet Gözlü Kraliçe’yi göndermiş olabilir. Ya da Greater Will, Marika’nın ölümden arındırılmış bir dünya arzusunu kabul etmiş ve bu savaşta ona yardımcı olarak Destined Death’in Elden Ring’ten bağımsız bir şekilde saklanmasına da göz yummuş olabilir. Bunların hepsi teoride ve karanlıkta kalan şeyler ancak bir ihtimal DLC’de geçmişte yaşanan olayların gün yüzüne çıkma ihtimali söz konusu.

Gloam Eyed Queen’in ve Godskinlerin Marika ile olan savaşının detayları bilinmiyor. Burada bilinen tek şey Marika’nın Gloam Eyed Queen’i yenmesi için gölgesi Maliketh’i yolladığı ve Maliketh’in bu savaştan zafer ile döndüğüdür. Savaştan sonra Destined Death’i eline geçiren Maliketh, Kraliçe Marika’nın talimatıyla onu kılıcına hapsetti ve dünyayı ölümden arındırdı. Destined Death Maliketh’te ve mühürlenmiş olduğu sürece ne Marika ne de onun yarı tanrı çocukları ölümle karşılaşmayacaklardı.

Golden Order’ın resmi olarak kurulması tam olarak bu olaydan sonra gerçekleşti. Artık gücünün zirvesinde ve Elden Ring’in tüm potansiyeline sahip olan Marika, Lands Between’in en güçlü hakimlerinden biriydi. Sıra geriye kalan bölgeleri ele geçirmekte ve diyarın tüm kontrolünü ele almaktaydı…

Bu makaleyi paylaş
Selam, buradan dolunay kılıçlı bir şaman geçti mi ?
Yorum Yap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir